Riski değere çevirmek

    Sandy Kasırgası’ndan etkilenen bölgeler için açılan Rebuild by Design yarışmasında da bir afet planından birden fazla fonksiyon bekleniyor. Yarışmanın kazanan projesi The Big U, hem Manhattan’ın gelecek afetler için tetikte olmasını sağlıyor hem de bölgede yaşayanların yaşam kalitesini yükseltiyor. (Fotoğraflar: Getty, BIG Group)

    İklim değişikliği, kentlerin başa çıktığı sorunlar arasındaki yerini giderek belirginleştiriyor. Kentleşmenin hızla sürdüğü küresel ortamda denkleme eklenen bu değişken, kentlere işlevlerini sekteye uğratan ve ciddi ekonomik zarara yol açan aksaklıklar yaşatıyor.

    Bu aksaklıklar söz konusu olduğunda zaman içinde daha fazla öne çıkan kavramlardan biri de “direnç”. Direnç, bir kentin, acil durum karşısında direnme ve ürkütücü zorluklara rağmen öz işlevine devam edebilme yetisini yansıtıyor. Bu anlamda kavramın, “sürdürülebilirlik” ve “yaşanabilirlik” kavramlarından daha kapsayıcı bir bakış sunduğu düşünülüyor. Sonuçta, Venedik’in yükselen deniz seviyesinden Medellin’de artan suç oranına, Detroit’teki işsizlikten Budapeşte’de meydana gelen sellere kadar geniş bir yelpazeye yayılan, hatta zaman zaman birbiriyle çelişen kentsel sorunlar üzerine tartışırken bir “direnç” ihtiyacından bahsetmek mümkün.

    2012 yılının Ekim ayında gerçekleşen Sandy Kasırgası, New York’ta yaklaşık 50 milyar Dolar zarara yol açmıştı.
    2012 yılının Ekim ayında gerçekleşen Sandy Kasırgası, New York’ta yaklaşık 50 milyar Dolar zarara yol açmıştı.

    Dirence dair farkındalık yayılıyor

    Üstelik “direnç” kavramı, yalnızca afetlere hazırlıklı olma gereksiniminden öteye gidiyor. Dirençli sistemler, aslında, seviyesi yükseltilmiş günlük sistemler. Başka bir deyişle direnç kurmak için çalışırken, asıl görevlerini de devam ettirecek yöntemler geliştirecek bu tür kentsel sistemler konusunda farkındalık yaratmak için pek çok kurum ve kuruluş çoktan harekete geçmiş durumda: Birleşmiş Milletler Afet Riski Azaltma Ofisi 2013 yılı sonlarında “Making Cities Resilient” programını başlatmıştı. Siemens, dünyaca ünlü mühendislik ve tasarım firması Arup ile işbirliği içinde dirençli kentsel altyapı tasarımına ağırlık verirken, Dünya Bankası da kendi bünyesinde Dirençli Kentler programını kurmuş bulunuyor.

    Kentlerin, karşı karşıya gelecekleri zorlukların türünü ve zamanını öngöremese de geçmişte yaşadıklarından ders çıkarabileceği, gelecektekilere karşı ise dirençli olmak için plan yapabileceği ve bu planlardan değer de elde edebileceği fikriyle kurulan 100 Resilient Cities de direnç kavramının kültürler arasında taşınarak kentlere uygulanmasını sağlayan projelerden. Rockefeller Foundation öncülüğüyle hayata geçirilen 100 Resilient Cities’in merkezinde, kentlerin asıl amacının ve vatandaşlara karşı sorumluluklarının ne olduğu sorusu var.

    Dünya çapında kentsel direnci tanıtmak ve konuya ilişkin farkındalık yaratmak niyetiyle oluşturulan program, “acil durumlar ve kentsel sorunlar için hazırlıklı olmak ve onlara karşı ayakta durmak için kendi kapasitelerini yaratma isteğini gösteren” 100 kente maddi destek sağlamayı amaçlıyor. Destek, seçilen kentler için bir direnç planı geliştirmeyi, planın uygulanmasını sağlamayı ve hatta kent sel dirençten sorumlu bir personel oluşturmayı içeriyor. Program için başvuran 1.000 kent arasından şimdilik 67’si seçildi. Kalan 33 kontenjan ise tüm kıtalardan kentlerin başvurusuna 2015’in sonlarında açılacak. Şu ana kadar seçilen 67 kent ise altı kıtaya ve 21 ülkeye yayılmakta ve Meksika gibi gelişen megakentlerden, Rotterdam gibi bölgesel merkezlere kadar değişiklik gösteriyor.

    Her şerde bir hayır vardır

    Program için seçilen kentlerden bir tanesi ise 2012 yılının Ekim ayında Sandy Kasırgası’yla sulara boğulan New York oldu. Sel sularının ülkenin -ve dünyanın- en önemli finans bölgesi olan Manhattan’a hücum etmesiyle 50 milyar Dolar zarara uğrayan New York, felaketin büyüklüğüyle şehir planlama ve altyapı tasarımında köklü bir dönüşüme doğru ivme kazandı. Bu değişim sürecinde ise Hollanda’nın deneyimlerinden yararlandı. Topraklarının çoğunluğu deniz seviyesinin altında olan Hollanda’nın sürekli bir sel tehlikesiyle nasıl başa çıktığını öğrenmek üzere görüşmeler başlatan New Yorklu yetkililer, nesillerdir süren Amerikan yaklaşımını bir kenara bırakıp, kıyıyı koruyan ve suyu uzak tutacak yüksek bariyerler inşa etmeye dayanan Hollanda yaklaşımını kabul etti.

    Yalnızca büyük kasırgalara yönelik bir stratejinin yükselen deniz seviyesi veya yağmur suyu kaynaklı seller gibi diğer tehditlere karşı yetersiz kalacağı düşünüldüğünden, New York’ta bu sefer birbirinin aksaklıklarını kapatacak şekilde ve uyum için çalışan birçok katmandan oluşan bir koruyucu sistem yaklaşımı benimsendi.

    Bunun yanı sıra, 100 yılda bir gerçekleşecek bir fırtınada kullanılacak bir altyapı sistemine yatırım yapmak yerine, direnç unsurlarının değer yaratması istendiğinden, Rebuild by Design adlı yarışma açıldı. Yine Rockefeller Foundation’ın desteğiyle Haziran 2013’te kurulan program kapsamında seçilen 10 tasarım ekibi, Sandy’den etkilenen bölgeleri “yeniden yapmak” üzere yenilikçi çözümler için seçildi. Bir yıl sonra sonuçları açıklanan yarışmanın altı kazanan önerisini gerçekleştirmek için toplam 920 milyon Dolar fon sağlandı. Bu önerilere yatırım yaparak, olası fırtınalara karşı bölgenin daha güvenli ve hazırlıklı olması sağlanmış olacak.

    Sandy Kasırgası’ndan etkilenen bölgeleri tekrar planlamak amacıyla düzenlenen Rebuild by Design yarışmasının kazananlarından biri, Manhattan için tasarlanan The Big U projesi oldu.
    Sandy Kasırgası’ndan etkilenen bölgeleri tekrar planlamak amacıyla düzenlenen Rebuild by Design yarışmasının kazananlarından biri, Manhattan için tasarlanan The Big U projesi oldu.

    Bir afet planının kaç işlevi olmalı?

    Yarışmanın temel prensiplerinden biri, iklim güvenlik planlarının en az iki işlevi olmasıydı. Ekiplerden, insanları ve mekanları afetlerden korurken günlük hayatın kalitesini de yükselte projeler tasarlamaları bekleniyordu. Buna paralel olarak, altyapıyı pasif yeşil alanla kombine eden içsel bir sistemden, istiridye ve ıstakozlar için bir habitat olarak tasarlanan dalgakıranlara kadar projeler hem konsept hem de bağlam açısından oldukça farklılaşıyor. Ancak genelde, ekiplerin, projelerinde iklime yönelik direnci çevrenin göze batmayan bir parçası olarak planladıkları ve bölgede yaşayan insanlar için değer yaratmayı amaçladıkları görülüyor. Akılda bu felsefeyle belirlenen kazananlardan biri de Hollanda çıkışlı Bjarke Ingels Group (BIG) önderliğinde planlanan the Big U projesi oldu.

    Big U, Manhattan’ı çevreleyen, bölgenin ihtiyaçlarına yönelik çalışan bir koruyucu sistem. 16 km boyunca deniz seviyesinin altında uzanan çok yoğun, enerjik ve kırılgan bir kentsel alan olan Manhattan kıyı bölgesini korumak üzere tasarlanan sistem, kenti yalnızca sellere ve yağmur suyuna karşı korunmasının yanında sağladığı kamusal alan ile beraberinde sosyal ve çevresel avantajlar getiriyor.

    Birbirine bağlı, birbirinden bağımsız sistemler

    Öneri, kıyıdaki üç devamlı bölge için birbirinden ayrı ancak birbirleriyle koordine üç plandan oluşuyor. Her bir alan, fiziksel olarak bölgeden ayrı ve diğer bölgelerdeki selden izole bir korunma alanını kapsıyor, ancak yine her biri, aynı derecede birer sosyal ve çevresel planlama bölgesi olarak ele alınmış. Bölgeler, kenti korumak ve zenginleştirmek amacıyla uyum içinde çalışıyor, ancak her bölge için tasarlanan projeler, kendi başına işleyebiliyor. Her bölgede yaşayan ve çalışan toplum ve pek çok yerel, yönetimsel ve federal paydaşlarla yakın istişare süreci içinde tasarlanan projelerin üçü de 1’in üzerinde fayda-maliyet oranına sahip, kolayca yürütülebilir ve kentin kıyı alanı boyunca gelişmekte olan diğer projelerle entegre edilebilecek şekilde planlanmış.

    The Bridging Berm, Bjarke Ingels Group
    The Bridging Berm, Bjarke Ingels Group

    Farklı türlerde mahalleler barındıran alanda, suyu dışarıda tutmak için bir bariyere bağlı olmaktansa, dışarıdan su girişini engellemenin yanı sıra suyun alan içinde yayılmasını da önleyecek, çok kapsamlı bir koruma tercih edilmiş. Big U önerisi; The Bridging Berm, The Flip Downs and The Reverse Aquarium olmak üzere üç farklı projeden oluşuyor. Bridging Berm, Manhattan’ın güneydoğusunda fırtınalardan kaynaklanacak potansiyel kabarmalar ve deniz seviyesi yükselmeleri için dayanıklı bir dikey koruma sağlayacak şekilde planlanan bir banket projesi. Tasarımda, banketler ve köprüler de dirençli bir kentsel habitat sağlamak üzere çeşitli tuzlu suya dayanıklı ağaçlar, çalılar ve çok yıllık bitkilerle bitkilendirilmiş. Proje, aynı zamanda park ve nehire erişim sağlayan keyifli ve erişilebilir rotalar sunarak, dinlenme, sosyalleşme ve rekreasyon ihtiyacını da gidermeyi amaçlıyor. Banket boyunca planlanan patikalarda insanlara kent bahçeciliğinden güneş banyosuna kadar pek çok aktivitede bulunma imkanı tanınıyor. Üstelik nehir manzarası eşliğinde. nı güvenli bir destinasyona dönüştürüyor. Dahası, panellerin sel tehlikesi olmadığında da aşağı indirilmesi halinde kış boyunca korunaklı bir pazar alanı yaratılabiliyor.

    Bridging Berm, potansiyel kabarmalar ve deniz seviyesi yükselmeleri için koruma sağlarken park ve nehire erişim sağlayan keyifli ve erişilebilir rotalar sunuyor.
    Bridging Berm, potansiyel kabarmalar ve deniz seviyesi yükselmeleri için koruma sağlarken park ve nehire erişim sağlayan keyifli ve erişilebilir rotalar sunuyor.

    Öneride, zemin katı direkt olarak suya bakan bir denizcilik müzesi veya çevre bilimlerine yönelik bir eğitim fakültesi de öngörülüyor. Binada bir de “tersyüz akvaryum” planlanmış -böylece potansiyel sel için bir bariyer oluşturulurken ziyaretçilerin deniz seviyesindeki yükselmeleri gözlemlemelerine olanak sağlanıyor.

    Selden -ve diğer tehlikelerden- koruyan bir sistem

    The Flip Downs ise Manhattan Köprüsü’ne çıkan FDR Yolu’nun alt kısmına konumlandırılmış, açılabilir ve olası bir sel durumunda aşağıya doğru kapanmaya hazır duvarlardan oluşuyor. Mahalledeki sanatçılar tarafından dekore edilen duvarlar, kullanılmadıkları zaman bölgede davetkar bir tavan yaratmayı amaçlıyor. Geceleri ise panellere entegre edilmiş ışıklandırma sayesinde, tehditkar sayılabilecek bir alanı güvenli bir destinasyona dönüştürüyor. Dahası, panellerin sel tehlikesi olmadığında da aşağı indirilmesi halinde kış boyunca korunaklı bir pazar alanı yaratılabiliyor.

    Sanatçıların dekore ettiği panellerin sel tehlikesi olmadığında da aşağı indirilmesi halinde kış boyunca korunaklı bir pazar alanı yaratılabiliyor.
    Sanatçıların dekore ettiği panellerin sel tehlikesi olmadığında da aşağı indirilmesi halinde kış boyunca korunaklı bir pazar alanı yaratılabiliyor.

    Öneride, zemin katı direkt olarak suya bakan bir denizcilik müzesi veya çevre bilimlerine yönelik bir eğitim fakültesi de öngörülüyor. Binada bir de “tersyüz akvaryum” planlanmış -böylece potansiyel sel için bir bariyer oluşturulurken ziyaretçilerin deniz seviyesindeki yükselmeleri gözlemlemelerine olanak sağlanıyor. Disiplinlerarası bir tasarım sürecinin
    ürünü olan Big U’nun planlanmasında su planlaması, kentsel planlama ve hidrolik mühendisliği dallarından sanat ve kültür planlaması, ekoloji ve grafik tasarım alanlarında faaliyet gösteren aktörler yer almış. Bjarke Ingels Group, the Big U ile Rebuild by Design’dan gelen 335 milyon Dolar’lık fonun da sahibi oldu.

    Önerilen denizcilik müzesi binasında planlanan “tersyüz akvaryum”, deniz seviyesindeki yükselmelerin gözlemlenmesine olanak sağlıyor.
    Önerilen denizcilik müzesi binasında planlanan “tersyüz akvaryum”, deniz seviyesindeki yükselmelerin gözlemlenmesine olanak sağlıyor.

    Sandy’den hemen sonra Hollanda’dan danışmanlık için getirilen ve daha sonra yarışma sürecini de yöneten su yönetimi uzmanı Henk Ovink, verdiği bir röportajda “Eğer su depolama donatısı işlevi gören bir park yaratırsanız, çevredeki gelişmeler için gereken fırsatı da yaratırsınız”, diyor. “Daha iyi kamusal alanlar yaratarak, çevredeki alanın değerini de yükseltmiş olursunuz.” New York’un kıyı alanlarını daha di rençli hale getiren bu yaklaşımın ABD’nin diğer bölgelerindeki kıyı alanlarının iklim değişikliği ile başa çıkma yolunda stratejilerini nasıl yeniden işleyebileceklerine dair bir şablon oluşturması isteniyor.