Yuvarlak Masa 11: Yeni nesil kullanıcılar için yeni nesil konsept arayışları

    DKY İnşaat Yönetim Kurulu Danışmanı Hakan Malak, Al Mazaya Türkiye CEO’su Cem Yolcu ve Nef Pazarlama Müdürü Mustafa Tayfun’un katılımı ve FYP Proje Geliştirme Kurucu Ortağı Füsun Yılmaz Phillipson’ın moderatörlüğünde pazarlamayı belirleyen yeni trendler ve konseptleri enine boyuna sorguladık. (Fotoğraflar: Nezih Bilgin)

    46_yuvmasaKonseptler ya da trendler değişmeye devam ederken biz gerçekten insanların ve yaşam alanlarının ihtiyaçlarını doğru okuyarak mı, yoksa tepeden inme, batıdan-doğudan kopyalar ile mi kararlarımızı veriyoruz? DKY İnşaat Yönetim Kurulu Danışmanı Hakan Malak, Al Mazaya Türkiye CEO’su Cem Yolcu ve Nef Pazarlama Müdürü Mustafa Tayfun’un katılımı ve FYP Proje Geliştirme Kurucu Ortağı Füsun Yılmaz Phillipson’ın moderatörlüğünde pazarlamayı belirleyen yeni trendler ve konseptleri enine boyuna sorguladık. Ev sahipliği için PwC Türkiye’ye teşekkür ederiz. Tüm yuvarlak masa toplantılarımızı incelemek için tıklayın.

    FÜSUN YILMAZ PHILLIPSON: Bugün yeni yaşam konseptleri, yeni trendler ve yarının değişimlerini beraber değerlendirmek için bir araya geldik. Çok kesişen bir grup ile bir aradayız. Nef, yeni yaşam konseptini tanımlayarak doğmuş bir marka. Hakan Bey, siz DKY ON ile masaya yeni bir konsept koydunuz. FYP, pek çok farklı projede yeni konseptlerle var, Cem Bey, siz de hem içerideki hem de uluslararası pazar açısından konuyu değerlendirerek bize vizyon katıyorsunuz. Ben şöyle bir baktığım zaman sektörde, yaşam konseptleri planlamasının öne çıktığını, bunun pazarlama kanallarında da söylem olarak kullanıldığını görüyorum. Gerçekten hedef kitle ve trendler değişti. Projelerdeki değişimleri; ortak alanların planlamasındaki yeniliklerde, uluslararası otel marka işletmeleri ve tasarımdaki değişimlerle hisseder olduk. Sektörde rahat, sosyal, yaşamın her yerinde kolektif, paylaşımcı ve yaşamı seven yeni bir kuşak var. Modern, rahat, kolay, ekonomik ve en önemlisi paylaşarak kullanılan paylaşım ekonomisi dünyada bir trend. Bunun da gayrimenkule entegrasyonlarını ve yaşam konseptlerini planlıyoruz. Açık, paylaşımcı mekanlar ve kullanım fonksiyonları her projede söylenir oldu. Hakan Bey, siz yakın zamanda DKY ON ile birlikte ortak yaşama yeni ve paylaşımcı bir konsept tanımladınız. Nedir bu yaklaşım? Bugün sektörde gördüğümüz bu yenilikler ihtiyaçtan mı, yoksa sadece pazarlama kanalı mı ve bunun sürdürülebilir uygulaması mümkün müdür?

    HAKAN MALAK: Öncelikle yaşadığımız en büyük trend: Bilgi çağı. Bunu kabul edelim. Diğer bütün trendler bunun yansıması. Bana sorarsanız, bilgi çağının ana kavramları aslında belli: Açıklık, bütünlük, paylaşım.
    ON konsepti ve markası, “hayata açık” sloganıyla ortaya çıktı. Biz tasarım işindeyiz diyoruz. Konsept tasarımı en yukarıda olmak üzere, operasyonel tasarım, alanların tasarımı, estetik tasarım, müşteri deneyimi tasarımı sunuyoruz. Yani her boyutta tasarım. Satış öncesi, sonrası ve sırasında, bunu bir deneyime çevirmek istiyoruz. Gerçekten empati yaparak yaşam deneyimi sunmaya odaklanıyoruz. Başarının, karşımızdaki kişi ile benzer ihtiyaçlarımız olduğunu düşünerek bütün bu süreçleri tasarlamaktan geçtiğine inanıyoruz. Özellikle ihtiyaç kelimesini kullandım. Bu sizin “Bunu bir pazarlama aracı olarak mı kullanıyoruz?” sorunuza bir cevap niteliği taşıyabilir. Bize bütün üniversite ve yüksek lisanstaki pazarlama derslerinde pazarlamanın, ihtiyaçlar ve istekler üzerine kurulu olduğunu söylediler. Ben bu “istekler” konusuna çok inanmayanlardanım. İsteklerin, günümüzde ihtiyaçların yapaylaştırılmasına yol açtığını düşünüyorum. Yapay istekler yerine gerçekten insan ihtiyaçlarına odaklanmak kısa vadede belki bizi genel piyasadan ayrıştıracaktır. Hatta bazen o gün için anlaşılmaz noktalara getirebilecek olsa da, bir süre sonra bütün piyasanın buna odaklanacağını düşünüyorum. Aslında biz insanlar çok da komplike varlıklar değiliz. İnsan ihtiyaçları da o veya bu şekilde belli ve temel. Elimizdeki bütün kaynakları doğru değerlendirerek, bütüncül bir yaşam kurgusu oluşturmamız gerekiyor. Ayrıca pazarlamanın, suni araçlarının çok fazla kullanılması neticesinde samimiyetten de uzaklaşıldığını düşünüyorum. Biz de bir noktada şunu düşünmeye çalıştık: Bu insanların gerçekten neye ihtiyacı var?

    FYP: Siz sosyal alanlarda ortak yaşam üzerine yoğunlaştınız, bütüncül bir yaklaşımda bulundunuz ve sosyal alanları ortak kullanıma açarak daha kolektif ve yaşayan, sürdürebilir bir planlama düşündünüz. Yeni yaklaşımınızı tek cümlede nasıl tanımlıyorsunuz?

    HM: Biz kendimizi “yeni nesil yaşam platformu” olarak tanımlıyoruz. Söylediğiniz ortak alan kurgusu dışında, kişisel alanlarda modülerliği kullanarak ev içlerinde tefrişli alternatifler sunuyoruz. Bu yine kişisel alanların daha efektif kullanılmasını sağlayan bir metot. Ayrıca, sadece ortak alanların kullanımı değil, bu ortak alanların sloganımızdaki gibi açık kullanımı ortaya koyduğumuz başka bir önemli farkımız. Ortak alan tasarımında odalar yerine adalar diye ifade ettiğimiz bir mimari yaklaşımımız var. Ortak alanların yeterince verimli kullanılmadığını düşündüğümüz için de, dışarıdan üyelerin kullanımına açık bir de kulüp konsepti getiriyoruz. Bu, ortak alanların hem finansal devamlılığı için hem de aslında sosyolojik devamlılığı için. Bu mekanların sağlıklı yaşaması için her daim bir yeniliğe ve bir çeşitliliğe ihtiyacı var.

    FYP: Mustafa Bey, Nef olarak Foldhome dediniz. Siz neye inanarak başladınız?

    MUSTAFA TAYFUN: Biraz daha geriden başlamak istiyorum. Üç farklı sektörde çalıştığım için farklı referanslarım var. Öncelikle dinlemezsek anlayamayız, anlamazsak çözemeyiz, çözemezsek ilerleyemeyiz, ilerlemezsek de zaten yok oluruz. Baktığımızda inşaat sektörü yeteri kadar dinleyen bir sektör değil. Müşterisini dinleyen ve işin merkezine müşterisini koyan sınırlı sayıda oyuncu var. Bunu anlamanın en kolay yolu da pazar araştırmalarına ve müşteri ile birebir geçirdikleri zamana ayırdıkları kaynaklara bakmak. Ciddi bir pazar araştırması yapan da gözlemlediğim kadarıyla sınırlı sayıda. Dolayısıyla proje müşteriye sunulurken çok güzel, hazırlanan maketlerinde harika gözüküyor. Ancak hayata geçtikten sonra vaadin yaşayabilmesi için müşterinin gerçekten onu sahiplenmesi gerekiyor. Projelerimizi müşterilerimizle şekillendirmeliyiz. Bunu yaptığımız noktada sürdürülebilir inovasyonlar ve konseptler yaratabiliriz. Bu noktada Nef kurulmadan önce 6 farklı metropolde ve Türkiye’de müşteri ihtiyaçlarına baktı ve gördü ki iki konu çok önemli. Bir tanesi tasarım. Bugün çok lüks ve pahalı bir evi düşünelim: Central Park’ı görsün, 800 m² olsun, fiyatı 100 milyon Dolar. Ama baktığınızda, evin içindeki seramik, kapı kolu, yani ürünün her bir parçasını iki blok aşağıdan alabilirsiniz. O evi eşsiz kılan tek şey, lokasyonu. Lokasyon da marka için farklılık noktası olamaz çünkü yanınızda başka oyuncular da olacaktır. Sadece lokasyona ve fiyata dayandığınız müddetçe markanın varlığından da söz edemeyiz. Deterjanda bile ürünü farklılaştırmaya bu kadar kafa yorulurken, farklılaşma noktasında sektör olarak daha fazla çalışıyor olmamız lazım. Şanslıyız, çünkü çalışma alanımız diğer tüm sektörlerden çok daha geniş. 100 sene önce de aynı ürün vardı. Mutfak, yatak odası, salon. Sektör zaten evrimini tamamlayamamış bir sektör. Bu bizim için çok büyük bir fırsat. Ciddi araştırmalarla müşteriyle daha fazla konuşarak, yaratıcılığa ve sağlıklı tartışma ortamına daha fazla zemin ayırabilirsek fark yaratacak işler çıkartabiliriz. Bu topraklardan bir dünya markası da çıkar. Bunu yapmak için de tüm dünyada veya her yerde inşaatı bizim yapmamıza gerek de yok zaten. Bizim Türkiye olarak müteahhitlik kasımız çok kuvvetli. Ülke ekonomisine çok önemli katkısı var. Ancak bundan daha fazla katma değer yaratabilecek şey aslında inovasyon. Konsepti ihraç edebilir hale getirebilirsek asıl kâr orada ve ülke itibarını da zaten o şekilde büyütebiliriz.

    Devamı Gayrimenkul Türkiye Kasım-Aralık ’15 sayısında.