CEO Anketi, Gayrimenkul sektörü ve Türkiye

    Gayrimenkulle alakalı olsun olmasın tüm sektörlerden CEO’ların büyümenin önünde gördükleri en önemli tehdit “nitelikli iş gücü eksikliği”.

    PwC olarak dünya genelinde CEO’larla yapmakta olduğumuz anketimizin 19.su bu yıl yayınlandı. Genel olarak CEO’lar 2016’nın 2015’ten daha zor geçeceğini, bu nedenle de çok fazla risk almadan “bildikleri oyunu” oynamanın daha mantıklı olacağını düşünüyor. Ayrıca bu yıl da yapılan aşırı düzenlemelerin, artan vergi yükünün, bütçe açıklarının ve borçlanma maliyetlerinin önemine değinseler de ankete katılan CEO’ların neredeyse dörtte üçü “jeopolitik belirsizliğin” en önemli konu olduğuna vurgu yapıyor.

    83 ülkeden 1.409 CEO’nun detaylı anket/mülakat sorularımıza verdikleri yanıtlarla 2016 yılı beklentilerini belirlemeye çalıştığımız PwC CEO Survey’e ve detaylara http://www.pwc.com.tr/tr/yayinlar/arastirmalar/ceo-survey.html adresinden ulaşabilirsiniz.

    Bu kapsamlı çalışmada CEO’lara sorulan pek çok sorudan bir tanesi de “CEO olarak aşağıdaki tehditlerin, şirketinizin önümüzdeki dönemdeki büyüme potansiyeline etkilerini nasıl görüyorsunuz?” şeklinde sorulmuş ve tehdit olarak da aşağıdaki 12 konu sıralanmış:

    • Yeni oyuncuların pazara girişi
    • Nitelikli iş gücü temininde zorluk
    • Tüketici davranış ve harcamalarındaki değişiklik
    • Enerji maliyetlerindeki yükselme/oynaklık
    • Hızlı teknolojik değişim
    • Güven eksikliği
    • Siber saldırılar
    • Rüşvet ve yolsuzluk
    • Tedarik zincirinde sorunlar
    • Krizlere hazırlıklı olmak
    • Girdi fiyatlarındaki artış/oynaklık
    • Hisse senedi piyasasındaki değişkenlik

    Bu yazımda yukarıda yer alan soruya CEO Anketi’ne katılan tüm sektör ve bölgelerden toplam 1.409 katılımcının; bölge bazında Türkiye’den ve Batı Avrupa’dan ve sektör olarak da gayrimenkulle “ilgili” gördüğüm “mühendislik ve inşaat” ve “varlık yönetimi” sektörlerinden CEO’ların verdiği cevapların analizini “gayrimenkul” perspektifinden yapmaya çalışacağım.

    Büyümenin önündeki en önemli tehdit nedir?

    Öncelikle genel olarak söylemem gerekirse anketin katılımcıları yukarıda belirtilen tehditlerden en fazla “yetenekli iş gücü eksikliği”ne değinmişler. İkinci sırada “hızlı teknolojik değişim” ve onu izleyerek de “Siber saldırılar” ve “krizlere hazırlıklı olmak” konuları en önemli tehdit olarak görülmüş. Yukarıdaki konular içinde en az önemde de “hisse senedi piyasalarındaki oynaklık”, “tedarik zincirindeki sorunlar” ve “enerji maliyetindeki yükselme/oynaklık” olarak rapora yansımış.

    Ankete cevap verenlere “mühendislik ve inşaat sektörü” temsilcileri özelinde baktığımızda, bu kişiler de en önemli tehdidin “nitelikli iş gücü” teminindeki zorluklar olduğunu genel eğilimle aynı yönde belirtmişler. Sektör temsilcileri ikinci en önemli sorun olarak “rüşvet ve yolsuzluk” meselesini ön plana çıkarmış. Genel eğilimin aksine ankete cevap veren inşaat ve mühendislik sektörü temsilcileri gelişmenin önündeki en önemli üçüncü engel/tehdit olarak “güven eksikliği”ne vurgu yapmışlar.

    Bu tabloda cevap veren tüm CEO’ların 12 konuya ilişkin görüşleri yer alıyor.
    Ankete katılan tüm CEO’ların 12 konuya ilişkin görüşleri

    Gayrimenkul sektörünün “finansal piyasaların” bir parçası olduğunu düşündüğümüzde “varlık yönetimi” sektörünün gelecekle ilgili endişelerini doğru okuyabilmek de önemli. Bu sebeple de anket katılımcılarından varlık yönetimi sektörü CEO’larının cevaplarına da bakmamızın yararlı olacağını düşünüyorum. Bu çerçevede varlık yönetimi sektörü de büyümenin önündeki en önemli tehdit olarak genel eğilimle aynı noktada “nitelikli iş gücü” teminindeki zorluğa işaret etmiş. Bu sektör oyuncularının dikkat çektikleri ikinci tehdit alanı da genel eğilimle paralel olarak “hızlı teknolojik değişim” ve “ siber saldırılar” olarak sıralanmış. Genel yaklaşımın ve mühendislik ve inşaat sektörünün aksine varlık yönetimi sektöründen ankete katılan CEO’lar, sektörleri ile ilişkili olduğu için olsa gerek “hisse senedi piyasasındaki değişkenliğin” de önemli bir tehdit olduğuna vurgu yapmışlar.

    Türkiye’den resme bakınca algı farklı mı?

    Gelelim Türkiye’den ankete katılan CEO’ların bu sorulara verdikleri cevaplara: Genel olarak söylemek gerekirse Türkiye’den ankete katılan CEO’lar yukarıda sayılan tehditlerin hemen hemen hiç birini çok önemli bir tehdit olarak görmemişler. %50’nin üzerinde önemli gördükleri yukarıdaki konular arasından sadece üç konu olmuş. Bunlar da önem sırası ile: “Krizlere hazırlıklı olmak”, “rüşvet ve yolsuzluk” ve “tüketici davranış ve harcamalarındaki değişiklik” olarak sıralanmış. Türkiye’den cevapların analizini yapmadan önce batı Avrupa’lı katılımcıların görüşlerine de bakalım dilerseniz: Batı Avrupalı CEO’larca en önemli üç tehdit olarak “Siber saldırılar”, “nitelikli iş gücü teminindeki zorluklar” ve “ hızlı teknolojik değişim” gösterilmiş.

    Bu tablo ise ankete cevap veren Türkiye’den katılan CEO’ların bakış açısını gösteriyor.
    Türkiye’den katılan CEO’ların bakış açısı

    Çok detaylı ve çok farklı konuları içeren PwC CEO Survey’e sadece tek bir konu ile ilgili dar pencereden bakıp yukarıda verilen cevapları gayrimenkul sektörü açısından yorumlamaya çalıştığımda benim vardığım sonuç, gayrimenkulle alakalı olsun olmasın tüm sektörlerden CEO’ların büyümenin önünde gördükleri en önemli tehdit “nitelikli iş gücü eksikliği”. Türkiye’den katılan CEO’ların ilk üç tehdit arasında bunu saymamış olmalarını “olumlu” olarak yorumlamakta ve Türkiye’nin bu alanda gelecek için hep vurguladığımız karşılaştırmalı avantajının altını çizmekte yarar var. Ancak, dünyada eksikliği hissedilen bu nitelikli çalışanları nasıl elimizde tutacağımızı da düşünmeye başlamamız lazım.

    Anket sonuçlarından da göreceğimiz üzere gayrimenkul ve inşaat sektörü olarak hem yurt dışında hem de Türkiye’de “rüşvet ve yolsuzluk” meselesinin önemli bir konu olduğunu kabul etmemek mümkün değil. Mühendislik ve inşaat sektörü temsilcilerinin tehdit algısında bu konunun hemen peşinden “güven” meselesinin gelmesi de son derece önemli bence.

    Şeffaflık, hızlı değişim ve çalışan memnuniyeti geleceği şekillendirecek

    Sonuç olarak özellikle gayrimenkul ve inşaat sektörünün mevcut ve potansiyel sıkıntılarına sadece Türkiye değil daha global bir pencereden baktığımızda hep tartıştığımız, konuştuğumuz ana sorunlu konuların ve fırsatların belli noktalarda toplandığını görüyoruz: Sektörün bir “güven sorunu” var ve bu sorun “şeffaflıkla” doğrudan bağlantılı; “tüketici davranışları” hızla değişiyor; “teknolojik gelişmeler” mevcut iş yapış tarzını tekrar gözden geçirmeyi zorunlu kılıyor. Tüm bu hususları dikkate alacak ve mevcut işletmeleri bir sonraki döneme taşıyacak olan güç “nitelikli çalışan gücü”. Bu konu bugün her zamankinden çok daha ciddi bir yatırım gerektiriyor. Türkiye’de halihazırda bu güce sahip olmak, başka bir ifade ile “nitelikli çalışana kolay erişebilmek” en azından bugün için mümkün olsa da, global olarak eksiklik hissedilen bu alanda “bizimle kalacak” sandığımız çalışanlarımızın elimizden uçup başka diyarlara gidebileceğini hesaba katmadan hareket edebilmemiz ise mümkün değil kuşkusuz. Dolayısı ile önümüzdeki dönemde çalışan memnuniyetini artırmak ve “nitelikli insan kaynağını” elde tutabilmek asıl mesele olacak gibi görünüyor.