Mega etkinliklerin kent üzerine etkileri

    Ev sahibi kentin yerel ya da merkezi yönetimleri, kentin görüntüsünü yoğun bir programla ve kısa bir zaman çerçevesinde değiştirme amacıyla harekete geçiyor.

    Büyük ölçekli etkinlik kavramı; genellikle geniş kitlelerin ilgisini çeken, popüler ve uluslararası önem taşıyan kültürel, ticari ve/veya spor amaçlı etkinlikler olarak tanımlanıyor. Uluslararası statüde bir kent olma arzusu büyük ölçekli etkinliklere ev sahibi olmaktaki temel motivasyonlardan biri olup etkinliklerin büyük ölçekli olarak tanımlanabilmeleri için küresel medyanın ilgisini çekebilmek birincil koşul olarak belirtiliyor.

    Büyük ölçekli etkinlikler; kısa süreli (dünya fuarları ve olimpiyatlar gibi) olmakla beraber bu etkinliklere ev sahipliği yapan kentler için uzun vadeli etkileri bulunan etkinlikler olarak da ifade edilebilir. Büyük ölçekli etkinliklerin gerçekleşmesi için gerekli altyapı, ulaşım ve tesislerin iyileştirilmesi gibi maliyetler, uzun vadeli borçları da peşinden getirmekte; bununla birlikte başarılı bir organizasyon sağlanması durumunda, etkinliğe ev sahipliği yapan kentler için yerel ve uluslararası medyada olumlu bir imaj yaratılarak, turizmin canlanması, kente yabancı yatırımların çekilmesi gibi uzun süreli ve olumlu sonuçları olduğu da bilinmektedir.

    Fuarlar, sergiler, uluslararası spor etkinlikleri, bienaller, diğer sanatsal etkinlikler gibi uluslararası ölçekteki büyük ölçekli etkinlikler; kentin yeniden konumlandırılması, kendini diğer kentlerden farklılaştırması için bir strateji olarak kullanılmakta. Büyük ölçekli etkinlikler, genel olarak, ev sahibi kentin ulusal ve uluslararası piyasadaki öneminin artmasında ve ev sahibi kentteki iş ve turizm olanaklarının gelişmesinde büyük bir rol üstlenmekte.

    Büyük ölçekli etkinliklere ev sahipliği yapan ülkelere artan ilgiye bağlı olarak, ev sahibi kentin yerel ya da merkezi yönetimleri, kentin görüntüsünü yoğun bir programla ve kısa bir zaman çerçevesinde değiştirme amacıyla harekete geçmekte. Etkinlik odaklı geliştirilen projeler konut/gecekondu sorununa uzun vadeli bir çözüm getirmek yerine, etkinliğin gerçekleştiği mekânın çevresinden yoksulların sürülerek yüksek gelir gruplarının bu alanlara taşınmasıyla kendini gösteriyor.

    Büyük ölçekli etkinliklerin sonuçlarının değerlendirildiği araştırma çalışmaları incelendiğinde özellikle Olimpiyatlar ve EXPO’lar gibi uluslararası etkinliklerin kentler üzerinde meydana getirdiği olumlu ve olumsuz etkiler aşağıdaki gibi özetlenebilir:

    Olumlu etkiler

    • Kentsel altyapı ve sportif altyapının geliştirilmesi,
    • Uluslararası itibarın artırılması,
    • Turizmin gelişmesi,
    • Kamu refahının artması,
    • Daha fazla yerel ticaret fırsatının yaratılması,
    • Ek istihdamın yaratılması,
    • Kentin pazarlanması için fırsatların elde edilmesi,
    • Bölgesel işbirliğinin iyileştirilmesi,
    • Yeni fikirlerin, kültürel değerlerin, popüler hafızanın üretimi.

    Olumsuz etkiler

    • İnşaat faaliyetlerinden kaynaklı borçlar,
    • Yüksek fırsat maliyetleri,
    • Etkinlik sonrasında ihtiyaç duyulmayacak altyapı tesislerinin ortaya çıkması,
    • Etkinliğin gerçekleştirilmemiş olması durumunda ev sahibi kenti ziyaret edecek olan turistlerin kaybı,
    • Dezavantajlı grupların yer değiştirmeye zorlanması
    • Gayrimenkul kiralarının artışı.

    Büyük ölçekli etkinlikler ve sonuçları hakkında yapılan en temel eleştiriler, bu etkinliklerin verimsiz miraslar bıraktıkları, birçok yoksul vatandaşın etkinlikler nedeniyle yer değiştirmek zorunda kalması ve ülkelerin etkinlikleri dünya çapında imaj yenileme amacıyla kullanmasıdır. Etkinliğe ev sahibi olma teklifinin odağında, kentsel arazi üzerinde yeni gereksinimler ve gayrimenkul piyasasında yeni arzlar oluşturduğu için, kentsel alanların dönüşümü vardır. Ancak birçok geçmiş örnekten elde edilen veriler, çevresel ve kentsel dönüşüm süreci üzerindeki potansiyel kâr etkilerinin etkinlik sonrasında beklenen şekilde gelişmediğini ve maliyeti büyük ölçüde artırdığını gösteriyor.

    Ev sahibi kentlerde büyük ölçekli etkinliklere yönelik yapılan, ulaşım ve altyapı yatırımları etkili bir şekilde yürütülürse uzun vadede önemli faydalar sağlamakta. Ancak altyapı yatırımları, yeni yerleşim bölgelerinin imara açılmasına ve kalkınmasına hizmet ederken mevcut yerleşim yerlerinin kent içindeki itibarlarını koruyabilmesini ve değer kaybetmemesini de sağlayabilmelidir.

    Büyük ölçekli etkinliklerle ilgili göz önünde bulundurulması gereken önemli bir negatif etki de gelir seviyesi daha düşük bölgelerde yaşayan halkı, etkinliğin kira bedellerinde yarattığı artışla, yer değiştirmeye zorlamasıdır. Örneğin 1993 yılında Sidney’in 2000 Olimpiyat Oyunları için aday olacağının açıklanmasından itibaren, oyunların yapılacağı merkezin hemen yakınındaki geleneksel endüstri banliyölerinde artan sayıda kentsel dönüşüm projesi başlatılmıştır. Ülkenin bazı bölgelerinde yine artan bir şekilde apartman projeleri hayata geçirilmiş ve bir “olimpik koridor” oluşturulmuştur.

    Gayrimenkul şirketlerinin bölgedeki profili yükselterek bölgede yeni bir yaşam alanı oluşturma çabasının ve bunun sonucu konut piyasasındaki hareketliliğin artmasının, olimpik koridor etrafındaki yerleşimler üzerinde gözle görülür bir etkisi olmuştur. Konut fiyatlarının ve kiralarının artmasıyla kendini gösteren bu etki geleneksel ve ucuz yerleşim alanlarını terk etmek zorunda kalan yoksul insanlar için problem yaratmıştır.

    Kentleri büyük dönüşüm projeleri yoluyla şantiye alanına çevirmeyi ve bu doğrultuda yapılan her türlü yıkımı, yerinden etmeyi, ekolojik tahribatı meşru göstermenin en parlak yöntemlerinden birinin büyük ölçekli etkinlikler olduğu iddia edilmekte.

    COHRE (Center of Housing Rights and Evictions- Konut Hakları ve Tahliyeler Merkezi) Raporu ile 1998’den 2008’e Olimpiyat Oyunlarına ev sahipliği yapan kentleri inceleyen COHRE, 4 milyondan fazla insanın zorla tahliye edildiğini raporlanmıştır.

    BM-Konut Hakkı Raportörü Raquel Rolnik’in 2009’da BM-İnsan Hakları Komitesine sunduğu Mega-etkinlikler Raporu ise zorla tahliye sayılarındaki artışın yanı sıra, mega-etkinliklerin neden oldukları kira artışlarını ve ayrıca sosyal konut politikaları üzerindeki olumsuz etkilerini istatistiklerle belgelemiştir. Bahsi geçen raporlarda şu ifadelere yer verilmektedir:

    • 1976 Montreal Olimpiyat Oyunlarının borçlarının geri ödemesi 30 yılda ancak tamamlanmış.
      1988 yılında Seul’de gerçekleşen Olimpiyat Oyunları: Daire fiyatları, 1988’in ilk 8 ayında %20,4 artarken, arazi fiyatlarında %27 artış meydana gelerek, 1978’den bu yana en yüksek rakama ulaşmış ve 720.000 kişi zorla tahliye edilmiş.
    • 1992 yılında Barcelona’da gerçekleşen Olimpiyat Oyunları: Altyapı inşaatları ve kenti güzelleştirme bahanesiyle tarihi merkezlerdeki mahalleler ile Roman mahallelerinin yerleşik nüfusları zorla tahliye edilmiş ve 2.500 kişi etkilenmiş. Kentin ev sahipliğinin açıklanmasından itibaren oyunları da içeren 5 yıllık süre boyunca konut fiyatları %131 artış göstermiş olup olimpiyatların ardından, 1993’te, konut fiyatlarındaki artış sadece %2 olarak raporlanmış.
    • 1996 yılında Atlanta’da gerçekleşen Olimpiyat Oyunları: 1991 senesinde aylık kira artışı sadece %0.4 olan Atlanta’da, 1996’da Olimpiyat Oyunları öncesinde bu rakamın %7.9’a çıkmasıyla, alt gelir gruplarından 15.000 kişi kenti terk etmek zorunda kalmış yaklaşık 2000 sosyal konut ünitesi yıktırılmış.
    • 2000 yılında Sydney’de gerçekleşen Olimpiyat Oyunları: Olimpiyat Oyunları dönemini içeren 5 yılda ülke genelindeki artış %39 iken konut fiyatları %50 artmış,
    • 2004 Atina Olimpiyatlarının hesaplanan maliyeti 1,6 milyar Dolar’ken, gerçekte 16 milyar Dolar’a, 10 katına çıkmış.
    • 2008 Pekin: Çin Hükümeti, Olimpiyat bahanesiyle Pekin’in yerleşik mahallelerini ve tarihi Dazhalan bölgesini yıkarak buraları alışveriş merkezleri, lüks rezidanslar ve spor tesisleri ile donatmış. 1.250.000 kişinin zorla tahliyesine sebep olmuş.
    • 2010 Vancouver Kış Olimpiyatlarında orijinal bütçe 660 milyon Dolar’ken, Oyunların maliyeti 5 milyar Dolar olmuş.
    • 2012 Yaz Oyunlarının ev sahibi Londra’da, Olimpiyat Köyü civarındaki alt gelir grubu mahalleleri ile sosyal konut alanlarından nüfuslar tahliye edilmiş. Olimpiyat Köyü civarlarındaki bölgelerde gayrimenkul fiyatlarındaki artış %1.4’ten, kentin ev sahipliğinin ilanıyla %4.6’ya çıkmış. Aynı dönemde, kentin diğer bölgelerinde artış sadece %0.2 olarak açıklanmış.
    • 2012 Londra: 2005 yılında oyunlara ev sahipliğini kazandığında mali portre 2,37 milyar Dolar olarak hesaplanmışken, bütçe gerçekte 4 katına, 9 milyar Dolar’a çıkmış.
    • İstanbul 2020’nin önerdiği 19,7 milyar Dolar’lık yatırım miktarı Tokyo’nun 4, Madrid’in 10 katı olarak açıklanmış.

    David Harvey (2008); mega etkinlikleri, yerinden etme ve mülksüzleştirme üzerinden sermayenin birikim sağlama aracı olarak tanımlamakta, ayrıca büyük ölçekli organizasyonların fazlasıyla spekülatif olduğunu ve olimpiyatlara aday olmak için bir kenti hazırlamak, kendini amorti edememe riski olan pahalı bir girişim olduğunu savunmaktadır. Mike Davis ise olimpiyat, fuar, kültür forumu veya kültür başkenti gibi farklı isim ve içeriklerle hayata geçen bu etkinliklerin “epey karanlık ama pek bilinmeyen bir tarihi” olduğunu ifade etmektedir.

    Birleşmiş Milletler’in (BM) ilk Konut Hakkı Raportörü olarak 2000-2008 arasında görev yapan Mimar Miloon Kothari, dünyadaki kentsel dönüşüm uygulamalarını, barınma hakkı ihlallerini araştırıp raporlamış olup Dünya Kupaları ve Olimpiyat Oyunları gibi büyük spor organizasyonları kapsamında dünyadaki bütün örnekleri inceleyerek neredeyse tek bir olumlu örnek bulamadıklarını ifade etmektedir.

    İstanbul örneği değerlendirildiğinde ise; bu kadar büyük bir bütçenin, kentin kamusal binaları başta olmak üzere yerleşik mahallerini yerlerinden etmeden sağlamlaştırmaya, trafik ve altyapı gibi birçok aksaklığını gidermeye, depreme karşı binaları sağlamlaştırmaya kullanmak yerine büyük ölçekli bir etkinliğe ev sahibi olmak adına kullanılmasının ne kadar mantıklı olduğu ciddi bir tartışma konusu olarak karşımıza çıkmaktadır. TOKİ İstanbul’da 1000 konutluk bir yatırımı 28 milyon TL’ye mal edebilmekte iken 200.000 depreme dayanıklı konutu, olimpiyatlara ayrılan bütçenin dörtte biri ile inşa edebilir diyebiliriz. Halkın can ve mal güvenliğini tehdit eden İstanbul depremi tehdidi ile karşı karşıya iken olimpiyat oyunlarını tercih etmek yerine sadece özel girişimcileri zengin eden Olimpiyatlara yatırım yapılmasını mantıklı bulmak pek de mümkün değil.

    Kaynakça:
    PREUSS, Holger, Opportunity costs and efficiency of investments in mega sport events, Journal of Policy Research in Tourism, Leisure and Events, 2009.
    ESSEX, Stephen, B. CHALKLEY, Mega-sporting Events in Urban and Regional Policy: A History of the Winter Olympics, Planning Perspectives 19, 2004.
    ROCHE, Maurice, Mega Events &Modernity Olympics and Expos in the Growth of the Global Culture, 2000.
    McKAY, Melinda, C. PLUMB, “Reaching beyond the gold: The impact of the Olympic Games on real estate markets.” Global Insights Issue 1, Jones Lang LaSalle, 2001. http://iocc.ca/documents/OlympicImpactOnRealEstate.pdf
    RITCHIE, Brent, M. HALL, Mega events and human rights. Proceedings of Sport and Human Rights Conference, 1999. http://fulltext.ausport.gov.au/fulltext/1999/nsw/p102-115.pdf
    Rahim Küçüktaş, Büyük ölçekli etkinliklerin ev sahibi ülkelere ve kentlere olan etkileri, Uzmanlık Tezi
    http://sendika10.org/2013/08/olimpiyatlari-neden-istemiyoruz-2/