Dünya gayrimenkulcüleri neleri konuşuyor? ExpoReal 2016’nın düşündürdükleri

    Gerçekten uluslararası gayrimenkulcülerle gündemimiz aynı mı? Global gündemin neresindeyiz sizce?

    Gayrimenkul alanında uluslararası fuar, etkinlik ve konferansların bence en önemli noktası dünya ile aranızdaki mesafeyi ölçmenize imkan sağlaması oluyor… “Ben mevcut global gayrimenkul gündeminin neresindeyim?” sorusuna bulacağınız cevap bir taraftan geçmişte attığınız adımların, ama bence daha da önemlisi bundan sonraki planlarınızın belirleyicisi olması açısından çok önemli: Gerçekten uluslararası gayrimenkulcülerle gündemimiz aynı mı? Global gündemin neresindeyiz sizce? Ortasında mı, arkasında mı yoksa ilerisinde miyiz?

    Münih’te üç günde neler konuşuldu?

    Hemen söylemek gerekir ki ExpoReal çok “Alman” da olsa İngiltere, BREXIT dolayısı ile pek çok oturumda değişik etkileri ile konuşuldu… BREXIT konusu gayrimenkul sektörünün şu andaki oldukça sıcak bir başlığı.

    Otelcilik, lojistik ve bina yönetimi konuları her yıl olduğu gibi bu yıl da fuar alanında kendilerine ayrılmış özel alanlarda detaylı olarak tartışıldı.

    Konuşulması kaçınılmaz olan en önemli konulardan biri “göç”ün gayrimenkul sektörüne etkisi, Alman şehirleri bazında birden fazla oturumda demografik ve sosyolojik yönleri ile enine boyuna tartışıldı ve gayrimenkul sektörünün ortaya çıkacak sorunlara çözüm önerileri dile getirildi.

    Almanya, İngiltere, Amerika, Afrika, Çin, Avusturya, İspanya, Polonya, Macaristan, Fransa, Portekiz ve Rusya ülke ve şehirler bazında çokça tartışıldı. Türkiye ile ilgili spesifik tek panel Türkiye’den konuşmacıların katılımı ile Gayrimenkul Yatırım Fonlarına yönelik olarak yapıldı.

    Bu genel başlıklar yanında “şehir planlaması, dönüşüm, sürdürülebilirlik, megatrendler, yoğunluk, varlık değerleri ve maliyetler, perakende, müşteri sadakati, akıllı şehirler, getirilerin azalmasına karşılık fiyatların yükselmesi, doluluk oranlarındaki düşüşün olumlu/olumsuz tarafları, yetenekli işgücü savaşları, şehirlerin işbirlikleri, biyolojik çeşitlilik, yaratıcılığın kent gelişmesine etkileri, kent turizmindeki değişimlerin gayrimenkul pazarlarına etkileri, perakendede dijitalleşme, büyüyen kentlerin stratejileri, yaşlılara yönelik gayrimenkulün sürdürülebilirliği, BREXIT-bankacılık krizi ve Avro krizi sonrası gayrimenkul finansmanının geleceği, erişilebilir konut için arsa nasıl bulunacak, havaalanı kentleri, perakende sektörü kira kontratlarında kısalan vadeler ve yeni beklentiler, öğrenci evleri, eğitimin konumlanma ile ilişkisi, geçici konutlar, perakende parklarında trendler, yeni iş yapış şekli: digitalleş ya da yok ol!..” ve benzeri onlarca konu da fuar süresince yapılan panellerde detaylı olarak tartışıldı.

    Umarım sıkmadım sizi… Üç günlük programdan seçtiğim bazı konuşma/panel/tartışma başlıkları bunlar… Nasıl, her şey var değil mi?

    Sizin gündeminiz bu global gündemin neresinde?

    Sizleri biraz sıkmayı da göze alarak yukarıda yansıtmaya çalıştığım bu gündem şu anda dünya gayrimenkulcülerinin tartıştıkları konuları gösteriyor. Biz ülke gündemimiz içinde bu konuları tabii ki tartışıyoruz ama bunların acaba ne kadarını “en önemli sektörel gündem maddesi” olarak öne çıkarıyoruz?

    Bunun cevabını hepimiz vermeliyiz aslında. Vergi ve faiz indirimleri, konut satışları, “kentsel dönüşüm” ve AVM ciroları dışında sürekli olarak konuştuğumuz, sektörün ve ülkenin geleceği için ana gündem yaptığımız bir konu benim aklıma gelmiyor ne yazık ki… Bireysel sohbetlerde daha makro, geleceğe yönelik ve ortaya çıkması muhtemel dar boğazları aşacak ve sektörün önünü açacak konulara yukarıda sıraladığım 3-4 ana gündem maddesinden vakit kalırsa değinip tekrar diğerlerine dönüyoruz diye düşünüyorum. Bu çerçevede bana göre dünya gayrimenkulcüleri ile gündemimiz pek uyumlu değil gibi… Bu da aklıma bence çok önemli bir soruyu getiriyor: Eğer önceliğimiz, gündemimiz birbirimizi tutmuyorsa nasıl iletişim kuracağız dünyanın geri kalanı ile? Ne dersiniz, haklı değil miyim?

    Eve dönerken yanımızda ne getirdik?

    Malum önümüzdeki Mart’ta MIPIM var… ExpoReal’le başladım ama izin verirseniz MIPIM’le bitireyim.

    2015 yılı MIPIM’i sonrası Fransa’dan dönünce derginizin bu sayfalarında yazdığım yazıyı aşağıda yer verdiğim tespitlerle bitirmişim… Noktasına, virgülüne dokunmadan aynen tekrar hatırlatmak istiyorum ve soruyorum: Şirket, birey ve ülke olarak uluslararası fuarlara önemli ölçüde katılım sağlıyoruz da oralardan “eve bir şeyler getiriyor muyuz gerçekten?”

    “Her şey güzel hoş da bu yılki katılım bize ne kazandırdı?” sorusu tabii ki aslında bana göre en önemli soru. Bu soruyu “önümüzdeki yıllarda neler yapmalıyız?” diye de geliştirmek gerekli belki de… Benim penceremden baktığımda şunları görüyorum:

    1. Öncelikle gördük ki uluslararası yatırımcılar global kriz sonrası henüz ülkemize yatırım yapmak için hazır değiller. Bunda kriz sonrası toparlanan İspanya, İrlanda, Portekiz ve Yunanistan gibi ülkelerin “çekici” fırsatları yanında ülkemizin güney sınırlarının ötesinde yaşanan “belirsiz” ortamın da etkisi çok. Bu nedenle çok yakın gelecekte bir yatırımcı akımı beklemek doğru olmaz.
    2. Öte yandan uluslararası oyuncular ya da global sermaye, planlarını artık daha sık aralıklarla gözden geçirdiğinden ortaya çıkabilecek olan fırsatlardan yararlanabilmek için hep göz önünde olmak gerek. Göz önünde olmak da riskli bir konu aslında. Göz önündeyseniz gösterebileceğiniz bir şey olmalı. Hazırlık yapmalısınız. Her zaman için söyleyecek bir şeyleriniz olmalı ve en önemlisi bu söyleyecekleriniz de “güncel” olmalı; basmakalıp, herkesin bildiği doğruları, gerçekleri sürekli söylüyor olmanın “tercih edilmek” için yeterli olmadığını anlamak ve geleceğe bu bakış açısı ile yön vermek gerek.
    3. Bu yıl katılım için bence doğru konsept bulundu: İstanbul liderliğinde kentleri ön plana çıkaran bir katılım bundan sonrası için de doğru yaklaşım olur.
    4. Kentlerden bahsettiğimize göre kentlerin sahibi olarak kentin üst düzey yöneticilerinin bu yıl olduğu gibi sonraki yıllarda da “etkin” katılım sağlaması son derece önemli. Kent yöneticisinin kentli paydaşları ile birlikte katılımı ve somut projeler, gelişmeler, planlar üzerinde samimiyetle bilgi paylaşması, tartışması MIPIM katılımcı profili için çok önemli.
    5. Ana etkinlik alanındaki konferans ve söyleşilerde Türkiye’den daha fazla konuşmacı ile yer alabilmek (tartışma konusu Türkiye olmasa da…), ülke standlarında yapılacak sunum, panel ve söyleşilerden çok daha etkin olur diye düşünüyorum. Sunumlarda da tanıtım kısmını kısa tutup, izleyicilerle ilişkiyi azami seviyeye çıkaracak ortamı yaratmak çok önemli.
    6. Bu tür fuarların ana amacının ilişki kurmak, mevcut ilişkileri devam ettirmek olduğu kadar, dünyada olup bitenleri kısa sürede izleyebilme, gelişen trendler hakkında üst düzey bilgilenme olanakları sunabilmek olduğunu da unutmamak lazım. Bu nedenle konferans ve söyleşilere katılım için vakit ayırmak; diğer ülke, şehir, firma standlarını ziyaret edip fikir edinmek ve katkı sağlamak, bir sonraki etkinlik için doğru planlamaları yapabilmek açısından ciddi katkı sağlayacaktır.
    7. Ve son olarak da sanırım tüm katılımcıların ortak görüşü olarak MIPIM 2016 ve sonrası için ara vermeden döner dönmez çalışmaya ( başlamak değil ) devam etmek gerekiyor. Süreklilik ( katılımda, konseptte, katılımcıda, söylenen şeylerde vb.) bu tür etkinliklerin en önemli unsuru ve başarının anahtarı. Düşünce platformunu “yıllık” olmanın ötesine topyekün taşımak gerek.”*

    *Yazının tamamı için tıklayınız, veya Gayrimenkul Türkiye Mayıs-Haziran 2015 tarihli sayısının 28 ve 29. sayfalarına bakınız.