Geleceğin ofislerine doğru

    100 kişiye “ofis” kelimesinin ne çağrıştırdığını sorsanız, 99'u sıkıcı duvarlar, sıra sıra çalışma masaları ve ruhsuz toplantı odalarının hiç de ilham verici olmayan bir resmini çizerdi. Peki ya diğer bir kişi?

    Gitgide daha fazla şirket, çalışanlarına sıra dışı bir şeyler sunmak üzere ofis donanımlarına yaratıcı bir dokunuş katıyor. Müşterilerimizin çok daha fazlası kalıpların dışına çıkarak Y kuşağının oluşumu ve gelişinin temel nedenini düşünüyor. 1980 ila 2000 yılları arasında doğan bu grup, iş piyasasında dolup taşmakta ve iş yerlerine büyük etki etmekte. Yakın zamanda yapılan bir ankete göre “Y kuşağı sıkı kuralları olan kurumsal yapılarda rahatsız hissetmeye daha eğilimli” ve çalıştıkları iş ortamında kendilerini daha rahat ifade etmek için “serbest kıyafetler giyilen Cuma günlerinden” çok daha fazlasını istedikleri “esnek bir iş yaklaşımı talep ediyorlar.”

    Y kuşağı ve sosyal medya arasındaki iletişim, iş yerini de etkiliyor. Bugünün genç yetişkinleri, parmaklarının ucundaki teknolojiyle yetiştiler. Anında iletişime geçmeye, kısa ve enerjik düşüncelerini akıllarına gelir gelmez paylaşıp “tweetlemeye” alışkınlar. Görüşlerini geniş çapta paylaşmaktan mutlular ve hemen dinlenilmeyi bekliyorlar. Fakat bir ofis ortamı geleceğin bu liderlerini nasıl kucaklayabilir?

    Google, Facebook ve Sky gibi şirketler rakiplerinden çok öndeler. Genç profesyonelleri etkileme ve daha önemlisi onları tutmadaki yöntemleri; hiyerarşi algısı ve sıkıcı alanları, spontane sohbetleri teşvik eden ve yeni fikirlere açık olan, insanları gayriresmi bir şekilde bir araya getiren bir ortamla değiştirmek.

    Bunu iki şekilde yapıyorlar:

    1. Ofis planlarının insanları hareketsiz oturma pozisyonlarından kaldırıp dolaşmaya ve birbirleriyle karşılaşmalarına teşvik etmesini istiyorlar. Açık planlı yemek ve mola alanları, resmi toplantı ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Esnek çalışma alanları ise çalışanların her gün, gün boyunca aynı kişilerle oturmaması anlamına geliyor.

    Farklı katlar arasındaki bariyerlerin kaldırılması bile gittikçe yaygın hale geliyor. Son beş yılda, soğuk, endüstriyel arka merdivenlerin ve asansör katlarının meslektaşlarına e-posta göndermenin tercih edilen iletişim yöntemi olduğu (cevap alma süresi bir hafta olsa da) anlamına geldiğinden bahseden şirketlerin sayısında bir artış oldu. İnsanları konuşturmak adına bazı işletmeler, ofislerinin merkezlerine bazı Apple mağazalarındaki gibi çevrelerinde rahat toplanma alanları olan spiral cam merdivenler kurdu. Şu anda merdivenler insanları birbirine yaklaştırıyor. Bu basit ama çok etkili bir yöntem.

    2. Bu yenilikçi şirketler, rahat ve eğlenceli bir atmosfer yaratan tasarımlar istiyor. İnsanların kendileri olabilmelerini sağlayan, böylece şirketin duymak istediğinden çok kendi fikirlerini beyan etmekte özgüven sahibi oldukları ortamlar istiyorlar.

    İlk bakışta bir ofis için ters etki yaratabilecek gibi görülebilen bu büyüyen trend “eğlenceli”, fakat gerçekte bu devrimin önde gidenleri son on yılda işlerini sürekli olarak büyüttüler.

    “Tuhaf” ve “muhteşem” arasında çok ince bir çizgi var, bu yüzden artık müşterilerimizin aynı başarıyı sağlamalarına yardım etmek için benzer donanımlardaki deneyimimizi kullanıyoruz. İş yerinde şirketin değer ve beklentilerinin yanı sıra Y kuşağının psikolojisini anlamak çok zor. Bu da bizi ofis mobilyalarını, armut koltuklarla ve küçük dekoratif minderlerle değiştirmenin çok ötesine götürüyor.

    Birkaç yıl önce, çalışanların rahatlayabilmeleri için uyku kabinleri yerleştirme ve ruh haline göre aydınlatma yapılması çok yaygın değildi, şimdi ise teknoloji sektöründe olağan hale geldiler. Geçen yıl, hiç olmadığı kadar çok oyun odası kurduk ve geçmişin sıkıcı toplantı odalarından tamamen farklı olan, temalı ve sıra dışı alanlar yaratmaya devam ettik.

    2020’ye kadar, Y kuşağı küresel iş gücünün %50’sini oluşturacak. Modern zamanların hippi atmosferini benimseyen bankalar, yasal kuruluşlar ve profesyonel hizmet firmalarının sayısında artış görüyoruz, fakat şirketlerin büyük bir çoğunluğu tepkilerini ayrılarak ortaya koymadan önce en iyi genç yetenekleri etkilemek ve ellerinde tutmak için arayı kapatmaya çalışıyor.

    Genç insanların tipik olarak teknolojinin arkasına saklandığı, arkadaşları ve meslektaşlarıyla yüz yüze daha az zaman geçirdiği bu dünyada, kendi dar dünyalarımızdan dışarı çıkıp birbirimizle karşılaşmamızı teşvik eden 21. yüzyıl ofis kültürünü tanımladıklarının farkındalar mı? Bilseler de bilmeseler de bu gerçekleşiyor ve hepimiz bunun bir parçası olmalıyız.