Vergiler vergiler…

    Kabul ediyorum, vergi önemlidir. Çünkü nakit çıkışı gerektirir, can acıtır… Ama tüm bunlara rağmen acaba gönüllülüğü, kabul edilebilirliliği sağlamak mümkün değil midir?

    Vergiciliği meslek olarak seçeli 30 yılı aşmış… Hiçbir şikayetim yok seçtiğim meslekten ve kariyerimden ama laf aramızda yıllar geçtikçe bu vergi konusunun nedense hak ettiğinden daha fazla gündem olduğunu düşünüyorum. Vergiden hayatını kazanan bir kişinin böyle düşünmesi size ilginç gelebilir ama gerçekten böyle düşünüyorum. Önemli kararlarda ilk akla gelen vergi olmamalı, önceliklerde vergi ilk sıralarda yer almamalı… Daha önemli konular yok mu mali tabloda? Vergi sadece bir kalem… Daha niceleri var.

    Sanırım bu kadar önem verilmesinin sebebi biraz da ülkemizin (pek çok gelişmekte olan ülkede olduğu gibi) gerçekleri: Doğal kaynakları olmayan ve dünyada söz sahibi olacak, fiyat seviyesini belirleyecek, yönlendirecek bir alanı, kaynağı olmayan ülkelerin kamu harcamaları için tek kaynağı “vergi”. Eğer bu konuda vatandaşlar arasında bir “bilinç” de oluşmamışsa, başka bir ifade ile vergi tabanı “gönüllü” uyumla gerçek sınırlarına kadar genişlememiş ve çok sınırlı kalmışsa; kaynak ihtiyacı olduğunda başvurulan, her zaman, bir şekilde kayıt altına girmiş vergi mükellefleri ya da vergi sisteminin azizliği sebebiyle hakkaniyete uygun olmasa da “dolaylı”, ”işlem”, ”tüketim” vergileri olarak adlandırılan ve gelire değil de harcamaya, tüketime bağlı vergilerde yapılan artışlarla zengin-fakir ayrımı olmaksızın herkes oluyor…

    Malum bu yazının kaleme aldığı şu günlerde Meclis’te bir vergi tasarısı tüm hızıyla ilerliyor. Bir vergi tasarısı olur da “gayrimenkul” sektörüne yönelik hüküm olmaz mı içinde? Elbette var bu tasarının içinde de… Yapılan açıklamalardan bu tasarının ana amacının kaynak ihtiyacını karşılamak olduğunu anlıyoruz. Bu çerçevede tasarı içinde yer alan ve gayrimenkul sektörünü doğrudan ilgilendiren iki hususu kısaca irdelemek istiyorum bu yazımda.

    KOBİ’lerin gayrimenkul satışlarında vergi yükü %100 artıyor

    Sadece ya da özellikle KOBİ’leri değil belki, ama gayrimenkul ticareti ya da kiralaması ile uğraşmayan tüm kurumları (daha çok KOBİ’leri) ilgilendiren bir düzenleme bu… 1984 yılından beri Kurumlar Vergisi mevzuatımızda yer alan bir hüküm ana faaliyet konusu gayrimenkul ticareti ya da kiralaması olmayan kurumların en az iki yıldan uzun süredir aktiflerinde yer alan gayrimenkulleri elden çıkarıp kurumlarına nakit girişi sağlayan mükelleflerin söz konusu satıştan elde ettikleri kazancın %75’ini satıştan itibaren iki yıl içinde ortağına dağıtmaması şartıyla Kurumlar Vergisinden istisna tutuyor. Başka bir deyişle tasarruf vb. amaçlarla gayrimenkule de yatırım yapmış olan kurumların (daha çok üretim/imalat işi ile uğraşan KOBİ’lerin) gayrimenkule bağladıkları kaynaklarını nakde çevirip işlerine harcamalarını destekleme amacı güdüyor. %75’lik istisna söz konusu satışa uygulanacak kurumlar vergisi oranını %20’den %5’e düşürüyor. Gayrimenkul şirketleri dışındaki şirketler için yıllardır uygulamakta olan bu istisna mevcut tasarıda %75’ten %50’ye indiriliyor. Bu, vergi yükünün %100’lük bir artışla %5’ten %10’a çıkması (100 TL’lik kazancın %50’sinin istisna edilmesi, bakiye %50’lik kazancın %20’lik Kurumlar vergisi oranı üzerinden %10 oranında vergilendirilmesi) demek. Kaynak ihtiyacını karşılamak için yasaya yıllar önce gayrimenkul ticareti ya da kiralaması ile uğraşmayan kurumların mali yapılarını güçlendirmeleri için koyulmuş ve 30 yıldan uzun bir süredir aynı mantıkla uygulanmakta olan bir istisnanın azaltılmasının arkasındaki mantığı anlamakta zorlanıyorum. Amaç gayrimenkul sektörünü, bu sektörden elde edilen geliri vergilendirmekse eğer bu düzenleme, gayrimenkul sektörünü vergilendirmek değil kesinlikle…

    Kira gelirlerinde götürü gider oranı azalıyor

    Kira geliri elde edenler yıl içinde elde ettikleri yıllık kira tutarından giderlerini indirdikten sonra bakiye net tutarı vergilendirilecek gayrimenkul sermaye iradı (GMSİ) olarak beyan ederler. Beyan edilecek GMSİ matrahına ulaşırken yasa iki yöntem belirlemiştir: Birincisi tamir bakım, sigorta, faiz, amortisman vb. giderlerin brüt yıllık kiradan indirildiği “gerçek gider” yöntemi, diğeri ise söz konusu “belgeli” gider toplamaya gerek olmaksızın brüt kira tutarının belli bir yüzdesinin indirildiği “götürü gider” yöntemi. Mevcut yasada belgeli giderler yerine mükelleflerce kullanılabilecek götürü gider oranı %25 olarak belirlenmektedir. Çok genel bir ifade ile 100 TL kira geliri olan bir GMSİ sahibi, götürü gider usulünü seçerek 75 TL üzerinden vergilendirilmektedir. Mecliste yer alan tasarı söz konusu oranı %25’ten %15’e indirmektedir. Başka bir ifade bu şekilde yasalaşırsa 2017 yılı gelirlerini de kapsayacak şekilde yukarıdaki örnekte yer alan vergilendirilecek kazanç 85 TL olaraktır. Kaynak lazımdır, vatandaşlar olarak görevimizdir katkı sağlamak… Buna itiraz etmiyorum. İtirazım söz konusu düzenlemenin 2017 yılı kazançlarına da uygulanmak istenmesi noktasında. Yıl biterken yapılan bir düzenleme geçmiş aylarda elde edilen kazançlara da uygulandığında %25’lik gideri otomatik olarak indireceğini düşünerek 10-11 ay belge biriktirmemiş olan mükellefleri zor durumda bırakmayacak mıdır sizce de?

    Nasıl olmalı?

    Kabul ediyorum vergi “önemli”dir. Çünkü nakit çıkışı gerektirir, can acıtır, zorla alınır… vb. Ama tüm bunlara rağmen acaba “gönüllülüğü”, “kabul edilebilirliliği” sağlamak mümkün değil midir vergi salarken? Sadece küçük bir örnek vereceğim: Bizim yasa tasarısının TBMM’ye sevk edildiği günlerde Hollanda’dan da bir vergi düzenlemesi yapılacağı haberi geldi. Oradaki düzenlemenin de “gayrimenkul” sektörüne etkileri olacak. Ama beni en çok hangi husus ilgilendirdi bu Hollanda yasasında biliyor musunuz? Maddelerin yürürlük tarihleri: Kamuoyu ile paylaşılan Hollanda vergi tasarısındaki maddelerin yürürlük tarihleri 2018, 2019, 2021 ve hatta 2023 yılları olarak belirlenmiş. 2020 yılı ve sonrasında yürürlüğe girecek bir vergi düzenlemesinin 3-5 yıl öncesinde kamuoyuyla paylaşılmasını mesleğimi hala sürdürürken görebilir miyim bilmiyorum ama vergi mükellefleri olarak bunu görebildiğimiz zaman vergi artık “en azından vicdanlarda” can acıtan bir kavram olmaktan çıkmış olacak. Buna inanıyorum.