Gayrimenkul değerleme: En güvenilir ortağınız

    İster bu sektörde aktif olarak yer alın, isterseniz şimdiye kadar hiç yer almamış olun, hayatınızın bir aşamasında mutlaka gayrimenkul ile ilgili bağımsız ve tarafsız bir göze ihtiyacınız olacaktır.

    Gayrimenkul döngüsünün her aşamasında karşımıza çıkan gayrimenkul değerleme, karar verme süreçlerinde güçlü bir destek sunar. Bu süreç ister mülkiyetin el değiştirmesi ya da finansman/kredi işlemleri olsun ister mülk bölüştürme gibi dava süreçleri olsun ihtiyaç duyulduğu anda her zaman tarafsız ve bağımsız bir bakış açısıyla bu sürece dahil olur.

    Gayrimenkul değerlemenin en temel üç özelliği, sunduğu hizmetin doğası gereği, hem tarafsız hem de bağımsız olması ve her türlü çıkar çatışmasından uzak durması gerekliliğidir. Bu güçlü etik yapıya bir de  farklı uygulama metodolojileri ve her piyasada farklılaşabilen trendler de eklendiğinde, oldukça karmaşık bir yapı karşımıza çıkar. Değerlemenin bu karmaşık bir yapısını özellikle uluslararası projelerde daha da önem kazanan standardizasyona oturtma çabası, beraberinde IVSC, ASA  ve RICS  gibi kurumlar üstü, şeffaf  ve bağımsız denetleme kurumlarını beraberinde getirmiştir. Bize daha tanıdık olan SPK da benzer bir yapı olup, değerleme disiplinine kalite, denetleme ve bağımsız görüş düzenlemesi getirmiştir. Bu kurumlar tarafından oluşturulan düzenlemeler, gayrimenkul sektöründe etik kuralların gelişmesine yardımcı olmakta ve en az iki taraf arasında gerçekleşen gayrimenkul ile ilgili hemen hemen tüm işlemlerde bağımsızlığın ve tarafsızlığın her aşamada sağlanmasını garantilemektedir.

    Gayrimenkul, insanla ve yaşamla birebir ilişkili olarak gelişir, büyür ve zaman içinde değişen yaşam şartlarının gerektirdikleriyle değişir. Dolayısıyla uygulanan kurallar, yönetmelikler ya da ihtiyaç duyulan konular, bu döngüyle beraber bir dönüşüm içindedir. Yıllar önce belki de varlığından bile haberdar olmadığımız konuları şimdilerde tartışır olduğumuz gibi, bu tartışmalara gelecekte başka konular da ekleyeceğiz. Yeni uygulamalar yeni yönetmelikler oluşturup, daha da çok uzmanlaşmış değerleme uzmanına ihtiyaç duyacağız. Örneğin 2006 yılında, SPK’ya kayıtlı gayrimenkul değerleme şirketi sayısı 13 iken, bu sayı 2017 yılında 133’ü bulmuştur, ki bu 10 kattan daha fazla bir artış demektir. Artan şirket sayısıyla beraber uzmanlık alanlarına göre branşlaşmada olan artış, beraberinde gayrimenkul sektöründe az ya da çok yer alan oyuncuların daha da bilinçlenmesini getirdi. Veya tam aksine, bilinç düzeyindeki artışın doğurduğu ihtiyaçlar ve artan rekabet, yeni uygulamalar ve alanlar yarattı. Bu çok canlı ve modern hayatın tam kalbinden geçen bir olgu. Bizimle beraber büyüyor, nefes alıyor ve gelişiyor.

    Dünyada gayrimenkul değerleme sektörüne kıyasla, Türkiye’de bu alanda ilk tebliğin 2001 yılında yayınlandığı göz önüne alınırsa, gayrimenkul değerleme adına daha yapılacak çok işimiz olduğunu görmek zor değildir. Sektörün daha şeffaf bir yapıya kavuşturulması, uluslararası düzeyde ticari ilişkilerdeki hızı artıracak, bu güçlü rekabet ortamında piyasa oyuncularına önemli faydalar sağlayacaktır. Bunun yanı sıra gayrimenkul değerlemeyi uluslararası işlemlere ve düzenlemelere daha fazla entegre etmek amacıyla yapılacak olan her uygulama, ticari ilişkilerdeki prestijimizi yükseltecek ve yabancı yatırımcıların ticari kaygılarının önüne geçecek standardizasyonlar sunarak işlem hacmimizi arttıracaktır.

    İster bu sektörde aktif olarak yer alın, isterseniz şimdiye kadar hiç yer almamış olun, hayatınızın bir aşamasında mutlaka gayrimenkul ile ilgili bağımsız ve tarafsız bir göze ihtiyacınız olacaktır. İhtiyacınız olduğunda, bu sorumluluğu taşıyan gayrimenkul değerleme uzmanı, yanınızda en güvenilir danışmanınız olarak yer alacaktır. Sadece ulusal düzeyde değil uluslararası düzeyde de var olan yönetmeliklere uygun olarak sunulan, derinlemesine sektör araştırması ve tecrübesiyle harmanlanan ve her rakamın ispatlanabildiği değerleme raporları, gayrimenkulünüz için en iyisini belirlemede sizin en güvenilir yol göstericiniz olacaktır.