“Bomontili olmak” arayışında

    Yenigün İnşaat ve The House Grup işbirliği ile Bomonti’de hayata geçecek The House Residence Bomonti, otel ve rezidans konsepti ile bölgede fark yaratmayı hedefliyor.

    The House Residence Bomonti

    The House Residence Bomonti, Yenigün İnşaat’ın İstanbul’daki ilk konut projesi olmanın yanı sıra The House Grubu’nun da ilk rezidans projesi olma özelliğini taşıyor. Proje, rezidans sakinleri için The House Hotel işletmesi ile sunulacak. 15 katlı projenin ilk 3 katı otel, 4 ve 8. kat arasında otel odası konumunda stüdyolar, diğer katlarda ise 1 ve 2 odalı apart daireler bulunuyor. Yaz dönemi sonunda açılacak projenin konsept, marka ve tasarım danışmanlığını yapan FYP Proje Geliştirme Pazarlama Satış’ın Kurucu Ortağı Tony Phillipson, iç mimari tasarımından sorumlu Conran and Partners’tan Proje Direktörü Tina Norden ve yatırımcı grup Yenigün İnşaat’tan İcra Kurulu Üyesi Figen Yenigün ile Bomonti’yi ve projenin geliştirme sürecini konuştuk.

    Öncelikle nasıl bir araya geldiğinizi anlatabilir misiniz?
    FİGEN YENİGÜN: Ortaklık, arsa sahibimizin Yenigün’le tanışmasıyla başladı. Proje konsept planlamasında FYP Proje ile işbirliği bize The House Hotel markasını getirdi.

    Bu proje, The House’un 6. oteli, ama ilk defa rezidans içinde bir otel yapıyor değil mi?
    FY: Evet. The House Residence Bomonti ilk marka kullanımı projemizde gerçekleşti. The House Hotel ile birlikte konumlanması da bir ilk…

    Yenigün ilk defa mı The House markasına yatırım yapıyor?
    FY: Aynen öyle. Zaten The House da ilk defa böyle bir ortaklığa giriyor. Biz de grubun, ilk defa rezidans işletme markası olmasını sağlamış oluyoruz. 15 katlı projenin ilk 3 katı otel, 4 ve 8. kat arasında otel odası konumunda stüdyolar, diğer katlarda 1 ve 2 odalı apart daireler var. The House Hotel Bomonti’de 51 oda var, The House Residence’da ise 155 apart daire. FYP Proje, marka, konsept ve dizayn danışmanımız, aynı zamanda da satış ve pazarlama faaliyetlerimizi yapıyor. FYP aracılığıyla Tony Phillipson, Conran and Partners ile tanışmamıza vesile oldu.

    2588_residence-lounge-pdr_s---copy_m

    TONY PHILLIPSON: Öncelikle, FYP olarak Yenigün İnşaat ile ilk adım çalışmamız proje konsept planlaması üzerine oldu. Bu aşamada, projenin yaşam planlamasını yeniden değerlendirdik. Yeni bir proje doğdu. Bina ilk planlamada daha farklıydı, rezidans olarak planlanan binada yaşam karması daha büyük m² tercihlerinde ve genellikle 1+1 ve 2+1’lerden oluşuyordu. Bomonti Bölgesi’nin yaşam akışını, bugün ve gelecekteki gelişimi ile değerlendirdik. Etrafımızdaki yüksek yapılaşmadan ve benzer planlamalardan farklılaşmamız gerektiğini hissettik, bu yüzden butik otel ve otelle bütünleşen bir yaşamı projeye konumlandırmayı önerdik. Projeyi yeniden planlarken yaşam konsepti, iç dizayn, işletme ve marka ile konumlamayı bütün bir planlama olarak sunduk. Projenin ilk 3 katında 51 odalı otel, oteli destekleyen 1+0 stüdyo üniteler ise otelin hemen üstündeki katlarda konumlandı. İleride kullanıma göre otel odaları stüdyoya, stüdyolar otele dönüşebilir diye benzer boyut ve dizaynda planlama ile esneklik sağlamış olduk. Diğer 1 ve 2 odalı üniteler üst katlarda yer aldı.

    Bina giriş katında; restaurantlar, alt podyumda servis ofis ve spor alanları ile karma bir proje oluştu. Genç ve dinamik bir yaşam konsepti önerdik. FYP olarak, The House Grubu’na, yönetimi sağlamak için The House Residence diye ayrı bir marka yaratmalarını önerdik. Böylece şu anda dizayn bir otelimiz, bir yönetim markamız, genç, şehirli, şık ve profesyonel yaşam sunan, Bomonti için daha uygun bir karma yaşam projemiz var.

    Yani The House markası hem otelin hem de konutların yönetimini mi yapacak?
    TP: Evet. Ama otel ve residence yönetimi aynı grup şirketleri ile fakat farklı yönetimlerle planlandı.

    Süreç daha sonra FYP olarak planlanan yaşam için iç mekan konseptlerini oluşturma ile devam etti. İç dizayn ve peyzaj tasarımını FYP koordinasyonu ve yönlendirmesi ile planlandı. İç mekan tasarımı için Conran & Partners’dan eski dostlarımızla iletişime geçtik. Trump Towers’taki Duke Restoran’da zaten Tina ile birlikte çalışmıştık. Bildiğimiz aynı bakış açısında yeni bir işbirliği yarattık.

    Binadaki tüm iç planlamada, bölgenin orjinal dokusunu önemsedik. Tina’yla beraber “Bomonti”li olmalıyız, diye düşündük. Projenin çok yakınında yer alan bira fabrikasından dolayı, tuğla, beton ve endüstriyel malzemeleri kullanmayı istedik. Conran & Partners ile ortak yaklaşımımızla, tüm yaşam alanında benzer iç planlama ile konsept projesini gerçekleştirdik.

    cam-30-sb_m

    TINA NORDEN: Tony’nin de söylediği gibi, daha önce birlikte çalışmıştık. Devam eden ilişkiler her zaman projelerde zaman kazandırıyor. Biz her zaman işimize, lokasyona bakarak, müşteriden gelen yaklaşım ile başlarız. Bu projede, bölgede belirli bir demografik profile sahip genç ve dinamik nüfusun yaşıyor olması, daha fazla küçük birim yer alması gerektiğini tanımladı. Diğer yandan FYP ve The House grubunun projede tasarım odaklı bir yaklaşımı var ki bu da belirli bir müşteri profiline hitap ediyor. Tony’nin de söz ettiği gibi bölgenin endüstriyel geçmişi de hepimize ilham veren unsurlardan biri oldu. Bunun eski bir fabrikadan ilham almasının yanı sıra, bir seviyede kalite sahibi ve lüks olması da gerekiyordu. Çünkü bu bölge bir geliştirme bölgesi ve projenin kullanım açısından lüks ve konforlu olması isteniyordu. İkisinin arasında böyle bir denge var ki bunun da oldukça heyecanlı olduğunu düşünüyoruz.

    Malzeme karmasında çokça beton kullanıldı, ancak burada ahşap döşemeleri ve banyoda kullanılan mermeri de veriyoruz. İkisinin arasında gerçek bir kontrast var ve bu çok heyecanlı bir şey, alana da çok iyi uyuyor. Ayrıca pazarda mevcut ve benzerlerden farklı bir şey de öneriyor. The House Hotel de iş tasarıma geldiğinde oldukça deneysel çalışıyor, tüm otelleri de birbirinden farklı. Biz de bu otelin de hem farklı hem de içinde konumlandığı alanın bir parçası olmasını çok istedik. Projedeki konut ve otel fonksiyonu arasındaki tüm korelasyon için de aynı şey geçerli, birbirlerinden belli farklılıkları var. Otel muhtemelen biraz daha cesur. Otel odalarında beton duvarlar var, bu pek alışılan bir şey değil. Ama yine ahşap panellerle kombine ediliyor. Apart dairelerde 2 ayrı tasarım alternatifinde beton ve ahşap kontrastı arasında seçim yarattık…

    The House Grubu’ndan size tasarıma dair herhangi bir yönlendirme geldi mi?
    TN: Aslında bize çokça özgürlük tanımaları açısından çok iyilerdi. Onlara bir takım başlangıç tasarım önerileri götürdük ve onlar da buna çok açıklardı. Onlardan gelen yorumların çoğu işin operasyonel boyutu üzerineydi. Bu tasarımla işletme operasyonu konusunda nasıl çalışabilecekleri gibi şeyler…

    TP: Bu binanın yaşam konsepti ve tasarım konsepti, otel markasından çok önce planlanmıştı. The House Grubu konsept ve tasarımdan çok memnun kaldılar. Bundan sonrası daha operasyonel odaklı spesifik toplantılarda gelişti. Aksesuar, dekorasyon malzemeleri, odaların kullanım fonksiyonlarını nasıl istedikleri üzerine çalışmalar yapıldı.

    2588_residence-lounge-03_cmyk---copy_m

    Bu projede konut fonksiyonu olması nedeni ile sanıyorum özellikle her zaman çalışmayı tercih ettikleri mimari gruplarla çalışmak yerine yeni bir tasarım grubu ile modern dizayn çalışmak istediler?
    TP: Aslında her otelde farklı mimari grupla çalışıyorlar. Örneğin, Vault Hotel’de farklı bir iç mimari grup kullandılar. Yenigün, yatırımcı olarak iç mimariyi bizlerle planlamıştı. Otel ve rezidans bölümünde farklı bir yaklaşıma gitmek de istenmedi. Bu çok önemli çünkü biz otel lobisinin, konut lobisinin, otel odalarının tarz açısından tutarlı olmasını istiyoruz.

    TN: Bunların arasında zaten çok fazla etkileşim var, markadan dolayı. Böyle bir şey aynı zamanda gelecekte iki fonksiyon karıştırılmak istenirse bunun için de esnekliği sağlıyor.

    TP: Tasarım hem modern hem de farklı. İstanbul’da lobisinde beton duvarlar olan, bu yaklaşımla tasarlanmış 5 yıldızlı başka bir otel yoktur herhalde. Ama taş, beton, ahşap gibi eski binalarda gördüğümüz geleneksel malzemeleri de kullandık. The House Grubu için de farklı, yeni ve modern bir alternatif otel doğdu.

    Conran and Partners’ın özellikle uzman olduğu ofis ya da otel yapıları gibi bir alan var mı?
    TN: Aslında hemen hemen her şeyi yapıyoruz, ama uzmanlığımız daha çok konut ve konaklama alanlarında. Aslında bununla oldukça ilişkili, çoğu projemiz üst gelir grubu için geliştirilmiş konut projeleri ki bu sektör şu anda Londra’da da oldukça talep görüyor, pazar oldukça canlı. Ancak bunu uluslararası anlamda da yapıyoruz ve aslında otel ve restoran projelerinde de çok fazla çalışıyoruz. Bence bu proje bu anlamda bize çok uydu çünkü tam da bizim çokça çalıştığımız ve çok tecrübe edindiğimiz türde bir projeydi. Aslında ikisi birbirlerine pek çok anlamda yakınlar. Birlikte çalıştığımız otel geliştiricilerinin gelip bize otellerinde ev hissini yakalamak istediklerini söyledikleri çok oldu. “Evden uzakta bir ev” gibi. Diğer taraftan, projelerinde bir butik otel hissi istediklerini söyleyen konut geliştiricileriyle de çalıştık. Bir anda, bu projede de olduğu gibi, bir sürü kamusal alana sahip pek çok konut projesi de görmeye başladık. Kütüphanesi olan, ortak alanı olan projeler. Bu da oteldeymiş hissi veren şeyler. Dolayısıyla ikisi birbiriyle fazlasıyla örtüşüyor.

    Devamı Gayrimenkul Türkiye Mayıs-Haziran ’16 sayısında.

    Figen Yenigün, Yenigün İnşaat İcra Kurulu Üyesi
    2000 yılında Bilkent Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü’nden mezun oldu. California Üniversitesi Berkeley’de işletme sertifika programını tamamladı. 2001 yılında mimarlık ofislerinde çalışmaya başladı ve 2005’te Yenigün İnşaat’a katıldı. Otel ve konut projeleri ile ilgili çalışmaya devam ediyor. İyi seviyede İngilizce ve Fransızca, orta seviyede İtalyanca konuşuyor.

    Tony Phillipson, FYP Proje Geliştirme Pazarlama Satış Kurucu Ortağı
    Konut, ticari gayrimenkul, eğlence, karma kullanım ve kültür alanlarında faaliyet gösteren yerel ve uluslararası geliştiricilere, geliştirme danışmanlığı veren İstanbul merkezli şirketin iki ortağından biridir. Kariyerine Londra’da TRIAD Mimarlık ve Planlama’da başladı. Türkiye ve Kafkasya’da uzmanlaşan kendi danışmanlık şirketini kurdu. 2001’de Rahmi M. Koç Müzesi’de direktör olarak katıldıktan sonra 2008’de mimarlık ve gayrimenkul sektörüne geri döndü. Türkiye’deki İngiliz Ticaret Odası’nın yönetim kurulu üyesidir.

    Tina Norden, Conran and Partners
    Conran and Partners’a katılmadan önce Westminster Üniversitesi’nde mimarlık eğitimi aldı ve Royal College of Art’ta Mimarlık ve İç Mimarlık alanında master yaptı. Konaklama, eğlence ve üst segment konut projelerinde tasarım ve uygulama tecrübesi kazandı. 2003’ten beri Conran and Partners’ın Londra’daki restoran tasarımı işlerini yönetiyor. Ayrıca ofisin, dünya genelindeki konaklama projelerinin ve Londra’daki prestijli konut projelerinin iç dekorasyon süreçlerini yönetiyor.