Konutun Geleceği, Geleceğin Konutu: “Potansiyel konut alıcısı büyüteç altında”

    Bugün GYODER tarafından Grand Pera Emek Salonu'nda düzenlenen "Konutun Geleceği, Geleceğin Konutu" başlıklı etkinlikte Akademetre işbirliği ile hazırlanan "Potansiyel Konut Alıcısı Büyüteç Altında" başlıklı rapor kamuoyuyla paylaşıldı.

    GYODER tarafından Akademetre işbirliği ile sektöre kazandırılan “Potansiyel Konut Alıcısı Büyüteç Altında – İstanbul” başlıklı raporun detayları, medya ve sektör temsilcilerinin katılımıyla Grand Pera Emek Salonu’nda düzenlenen lansmanda kamuoyuyla paylaşıldı. Konut yatırımcılarının değişen algısı, evrilen tutumu, tercihlerde ve kullanımda değişen unsurların ele alındığı rapor, etkinlikte sektörün farklı paydaşları tarafından kapsamlı olarak değerlendirildi.

    “Gelişen ve değişen ihtiyaçlar karşısında hatasız hareket etmek”

    Açılış konuşmasında söz konusu araştırma ile gayrimenkul sektörünün gelişen ve değişen ihtiyaçlarını tespit ettiklerini belirten GYODER Başkan Yardımcısı ve Eğitim, Yayınlar ve Bilgi Üretimi Komitesi Başkanı Neşecan Çekici, “Rapor; konsept geliştirme aşamasından, projenin doğru çizilmesi, doğru malzemelerle donatılması, projelere heyecan verici unsurların eklenmesi, satış ofisinin başarılı olması, satışta ve satış sonrasında başarı sağlanabilmesi için hatasız hareket etme fikrine hizmet ediyor,” ifadelerini kullandı. Çekici, Türkiye’nin dinamiklerinin konut sektörü özelinde incelendiğinin bu çalışmanın, aslında diğer kentleri de kapsayacak şekilde planlanan bir rapor dizisinin ilk parçası olduğunu da belirtti.

    Rapor: Gayrimenkul hala güvenli liman

    Rapor sunumunu gerçekleştiren Akademetre Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Halil İbrahim Zeytin, sunumuna raporun hazırlanma yöntemine ilişkin bilgiler vererek başladı. İki aşamadan oluşan çalışmanın ilk ayağında müşterilerin içgörüsünü anlamayı hedefleyen altı fokus grup çalışması gerçekleştirilmiş. Araştırmanın ikinci aşamasında ise fokus grup ile ortaya çıkan verilerden hareketle; Akademetre’nin sektörün gelişimini takip amacıyla 2017 yılı içinde 5.000 kişi ile gerçekleştirdiği araştırma ve güncel verilerden derlenen sonuçlar analiz ediliyor. Gayrimenkulün halen ‘güvenli liman’ olarak görüldüğü raporun sonuçlarına göre; konutta oda kullanımı tercihleri değişiyor, tüketici alanların küçülmesine razı ancak projelerde standardın dışında heyecan verici unsurlar arıyor. Camların yere kadar, evlerin küçük de olsa ferah ve aydınlık olmasını isteyen tüketici, Fransız balkonun normal balkon yerine sayılmasından rahatsız. Depremin, önceki yıllara göre alıcının ‘ilk aklına gelen’ unsur olmadığının da tespit edildiği raporda, projenin müşteri ile tesadüfi olarak bir araya gelme oranının yüksek olması dikkat çekiyor.

    Rapora göre oturmak için konut satın almak isteyenlerin %56,2’si, yatırım için konut satın almak isteyenlerin %85,5’i konut sahibi. Mevcut durumda %35’i site içerisinde oturan potansiyel müşterilerin %70’e yakını site tarzı yaşam alanlarında konut satın almayı planlıyor. Bir başka açıdan; site içerisinde yaşayanların sadece 3’te 2’si yine sitede yatırım yapıyor. Ayrıca tüketicilerin %83,6’sı apartman dairesi, %8,6’sı rezidans, %7,8’i villa/müstakil ev satın almayı planlıyor.

    Dr. Halil İbrahim Zeytin

    Dr. Halil İbrahim Zeytin: “Alıcı, beklentilerinin karşılığını ödemeye hazır mı?”

    Dr. Halil İbrahim Zeytin, sunumunda üstteki bulgulara ek olarak potansiyel konut alıcılarındaki yüksek beklenti/fiyat oranına da değindi: “Beklentiler yüksek, ancak bu beklentilerin karşılığını ödeme isteği düşük. Sosyal alanlar, teknik altyapı gibi özellikler alıcının vereceği tutarı maksimum %4 yukarı çekebiliyor. Su, çocuk dostu, çevre dostu temalar için ise bu rakam yalnızca %5.” Bu noktada konut reklamlarını tekrar düşünmek gerektiğini belirten Zeytin’den sonra sözü, 21 Gram CEO’su Onur Yanık alarak gayrimenkul sektörünü reklamcı gözüyle ele aldı.

    Onur Yanık: “Marka bir sözdür, iyi marka ise tutulmuş bir sözdür”

    Yanık ‘Konut Reklamları Gerçekleri, Gerçek Konut Reklamları’ başlıklı sunumuna reklamın, pazarlama karması ve marka yönetimi kavramlarının yalnızca bir parçası olduğunu belirterek başladı ve sunumunda marka yaratmanın önemini anlattı.

    Türkiye’de geliştirici firmaların reklamlarında yalnızca projenin temel özelliklerine yer verdiğini belirten Yanık, geliştiricilere şu tavsiyeyi verdi: “Ürünün temel özellikleri söz değildir, oysa marka bir sözdür. Sektörde kimsenin bulmadığı bir söz bulun ve her zerrenizle o sözü tutun.”

    Satış kaygısı marka itibarının önüne geçtiğinde

    Yanık, sunumuna “Marka yaratma işinde gayrimenkul sektörü başarılı mı?” sorusuyla devam ederek sektörde marka yaratmanın önündeki engellere de değindi: “Biliyorum, satmak zorundayız, rekabet içindeyiz. Ancak somut özelliklerle rekabet edemezsiniz. marka yaratmanız gerekiyor. Projeler yapmayın, ekosistem kurun. Farklı markaları, kardeş firmaları işin içine çekerek verdiğiniz vaatleri tuttuğunuz projeler gerçekleştirin.”

    Panel: Konutun Geleceği, Geleceğin Konutu

    Toplantının panel bölümünde ise, 24 Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Yeniay ve Akademetre Kurucusu Dr. Halil İbrahim Zeytin’in moderatörlüğünde, etkinliğe de adını veren “Konutun Geleceği, Geleceğin Konutu” başlıklı oturum gerçekleştirildi. Rapordaki verileri ve ortaya koyduğu sonuçları kendi branşları açısından yorumlayan konuşmacılar Bahçeşehir Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Narlı, MG Media CSO’su Gönül Birkiye, Evrenol Architects Kurucu Ortağı Yüksek Mimar Mehpare Evrenol ve AND Gayrimenkul Genel Müdürü Ali Baki Usta, sektörün ve konutun geleceğine yönelik görüşlerini anlattı.

    Mehpare Evrenol: Konut tasarımı kentsel dinamiklerden beslenmeli

    Kentli olmanın önemine değinen Evrenol, “Konut tasarımı, kentsel dinamiklerden beslenmelidir. Herhangi bir sitede yaşıyor olmak kentli olmayı tarif etmez. Kent planlaması en büyük eksiğimiz,” diyerek kentle bütünleşen, kamusal kullanıma da izin veren projelerin tasarımsal olarak nasıl hayata geçirilebileceğini anlattı.

    Ali Baki Usta: Geleceğin keşfedilmemiş ihtiyaçlarını çözmek zorundayız

    Evrenol’dan sonra sözü alan Ali Baki Usta, geliştirici gözüyle konut sektörünün zorlayıcı taraflarını anlattı: “Kuşakları talep, tercih ve beklentileri sürekli olarak değişiyor. Konut geliştiricileri olarak geleceğin keşfedilmemiş ihtiyaçlarını çözmek zorundayız.” Usta, konutun artık ürün değil hizmet odaklı bir pazara dönüştüğünün de altını çizdi.

    Gönül Birkiye: İkinci ekranın önemi

    MG Media CSO’su Gönül Birkiye ise konuyu iletişim başlığıyla ilişkili olarak değerlendirdi ve geliştiricilere önerilerde bulundu: “Projeler, marka yolcuğuna çıktıktan sonra tüketiciye sunulan vaatlerin samimiyetle projede yer alması gerekiyor. Projeler; konsept, içerik ve marka vaadiyle birlikte değerlendirilmeli.” Birkiye, Zeytin’in televizyon reklamlarının öneminin azaldığı yönündeki sorusuna da televizyonun önemini koruduğunu belirterek yanıt verdi: “Türkiye genelinde aileler bir saatten sonra eve toplanıyor ve televizyon izleniyor. Ancak ikinci ekran dediğimiz mobil telefon ekranının önemi giderek artıyor.” Birkiye, geliştiricilerin medya stratejilerinin hedef kitleye yönelik ve programatik bir şekilde belirlenmesi gerektiğini vurguladı.

    Prof. Dr. Nilüfer Narlı: Sosyal kapsayıcılık ve sosyal entegrasyon, önemli iki ilke

    Prof Dr. Nilüfer Narlı ise araştırma raporundaki verileri, sosyoloji literatürü ve teorisiyle birleştirerek yorumladı. 1950’ler ve 1980’ler arasında İstanbul’un aldığı göçün kentte konutun doğasını etkilediğini belirten Narlı, bu göç esnasında kente gelenlerin “kentli olamadıklarını” vurguladı. Raporda potansiyel alıcı tarafından talep edildiği belirtilen açık yeşil alan ve ortak sosyal alan ihtiyacını İstanbul’da yaşanan yeşil alan kayıplarına ve komşuluğa giderek artan özleme bağlayan Narlı, “Sosyal kapsayıcılık ve sosyal entegrasyon, konut geliştirmede gözden kaçırılmamalı. Geliştiricilerin görevi, maddi kaygılarla bu ilkeleri birleştirmek,” dedi.

    Rapordan paylaşılan başlıca sonuçlar aşağıdaki gibi:

    • Konut sektöründe bugünün tüketicisi özellikle ‘güven’ konusu üzerinde duruyor. Projeye güven, güvenilir geliştirici, işin biteceğine güvenmek gibi güven ve güvenilirlik hâlâ ön planda.
    • Konutu oturumdan ziyade bir yatırım aracı olarak gören yatırımcıların, başlangıç kriterini, konutun vadettiği yaşam alanından daha çok katma değeri üzerine kurduğu görülüyor.
    • Yaşam alanlarında en çok özlenen duygular ise ‘güvende olma’, ‘rahatlık’, ‘özgürlük’, ‘komşuluk ilişkileri’, ‘samimiyet’, ‘yeşil alanlarda rahatlama’ ve ‘huzur’ olarak tanımlanıyor.
    • Konut algısı, başlı başına bir yaşamı ama günümüzde ‘konforlu ve elit yaşamı’ çağrıştırıyor ve fiziksel ihtiyaçların yanı sıra psikolojik ihtiyaçları da içeriyor.
    • Camlar yere kadar ve evler ufak olsa da ferah, aydınlık isteniyor.
    • Yalıtım artık sadece ısı bazlı konuşulmuyor, ses yalıtımı da talep edilenler arasında.
    • Tüketici Fransız balkonların normal balkon yerine sayılmasından rahatsız ve ‘balkonmuş’ gibi inşa edilen balkonlar istemiyor.
    • Türkiye ve sektör için iyi bir haber; ‘Gayrimenkul hâlâ güvenli liman olarak görülüyor.’
    • Tüketici için projeden konut almak artık ilk tercih değil, eğer alıyorsa aldığı projenin 1 yıl içinde teslimini istiyor.
    • Konutta oda kullanımı tercihleri değişiyor. Tüketici, alanların küçülmesine razı ancak projelerde standardın dışında heyecan verici unsurlar arıyor. Bu beklentilerin başında; ‘evin kullanımını kolaylaştıracak çamaşır odası, depo, kiler’ gibi unsurlar geliyor.
    • Konut kullanıcısı bireysel konfor alanlarının büyümesini istiyor.
    • Konut projelerine yönelik bilgi kaynakları incelendiğinde projenin müşteri ile tesadüfi olarak bir araya gelme oranının yüksek olduğu görülüyor.
    • Deprem, daha önceki yıllara göre ‘İlk akla gelen olma’ özelliğini artık kaybetmiş durumda.
    • Sitelerde artık yaşam alanları ile ilgili beklentiler değişiyor. Fitness salonları pek de tercih edilmiyor.
    • Konut satın alma dürtüsüne yönelik verilere göre; oturmak için konut satın almak isteyenlerin %56,2’si, yatırım için konut satın almak isteyenlerin %85,5’i konut sahibi.
    • Mevcut durumda %35’i site içerisinde oturan potansiyel müşterilerin %70’e yakını site tarzı yaşam alanlarında konut satın almayı planlıyor. Bir başka açıdan; site içerisinde yaşayanların sadece 2/3’ü yine sitede yatırım yapıyor.
    • Satın alınması planlanan konut türüne bakıldığında, tüketicilerin %83,6’sı apartman dairesi, %8,6’sı rezidans, %7,8’i villa/müstakil ev satın almayı planlıyor.