Yuvarlak Masa 21: Ofisin Geleceği

27 Mart günü Park Dedeman Levent Hotel'de gerçekleşen etkinlikte ofis segmentinin geleceği; değişen çalışma alışkanlıkları, çalışma mekanı tasarımı, paylaşımlı ofis, geliştirme ve yönetim başlıklarında masaya yatırıldı. Fotoğraflar: LOMONO

Gayrimenkul Türkiye Yuvarlak Masa Toplantıları’nın 21’incisi, 27 Mart günü Park Dedeman Levent Hotel’de gerçekleşti. Kuyaş Örs moderatörlüğünde gerçekleşen toplantıda konuşmacılar, ilk oturumda ofis segmentindeki dönüştürücü etkileri, ikinci oturumda ise bu etkilere gayrimenkul sektörünün verdiği tepkiyi detaylarıyla ele aldılar.

Soldan sağa: Kuyaş Örs, İhsan Kendirli, Emre Çavuşoğulları ve Ahmet Onur

Emre Çavuşoğulları, KPMG Türkiye: Y kuşağı ilgi çekici ve motivasyon arttırıcı çalışma ortamları bekliyor

İlk oturumun konuşmacıları KPMG Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Emre Çavuşoğulları, Sistema Teknolojik Yapı Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Kendirli ve Kolektif House Kurucu Ortağı Ahmet Onur oldu. Ofiste değişen çalışma kültürünün ve bu değişimin dönüştürücü etkilerinin konuşulduğu ilk oturumda ilk sözü alan, KPMG Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Emre Çavuşoğulları oldu. Çavuşoğulları konuşmasına, günümüzde bir arada yaşayan beş kuşağı detaylı olarak tanımlayarak başladı. Ofis içindeki değişimin en büyük etkenlerinden birinin kuşaklar olduğunu belirterek Y kuşağına ayrı bir parantez açtı: “Şu anda Türkiye toplumunun %35’ini oluşturan Y kuşağının beklentileri, önceki kuşaklara kıyasla tamamen farklı. Çalışma hayatı bağlamında en önemli farkı ise; ilgi çekici ve motivasyonu arttırıcı iş ortamı istiyor olması. KPMG’nin %90’ı Y kuşağı mensuplarından oluşuyor. Biz de bütün tasarımlarımızı yaparken, süreç ve ofis ortamı anlamında, bunu dikkate alıyoruz,” dedi.

İhsan Kendirli, Sistema Teknolojik Yapı: Çalışma mekanları hiyerarşik düzenden sıyrılıyor

Çavuşoğulları’ndan sonra sözü alan Sistema Teknolojik Yapı Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Kendirli, bu değişimin, Sistema Teknolojik Yapı olarak ofis tasarım ve uygulamalarını üstlendikleri firmaların taleplerini ne yönde etkilediği konusunda dinleyicileri aydınlattı. Gelişen teknolojinin de ofis ortamını dönüştürdüğünü vurgulayan Kendirli, “Gelen kuşakların taleplerindeki renklilikle beraber ciddi bir altyapı talebi ve bu altyapının örgütleri konusundaki karmaşıklık bizim işimizi karmaşıklaştırıyor. Müşteri taleplerini dikkate almakla beraber bu talepleri analiz ederken artık dünyadaki iletişim teknolojisini de dikkate alıyoruz,” dedi. Kendirli, çalışma alanının görünen yüzü ile ilgili ise “Konfor şartları, sürdürülebilirlik, kurumsal kimlik gibi pek çok farklı girdisi olan kompleks bir süreç uyguluyoruz. Çalışılabilir ortamlar hiyerarşik düzenden sıyrılıp ortak paylaşımın daha yüksek olduğu mekanlar şeklinde oluşuyor. İşbirliği alanları, yani bireysel kimliğini ön planda tutmak isteyen Y kuşağının paylaşımda bulundukları mekanlar yaratıyoruz. Hareketli mobilya dediğimiz bütün iletişim ürünleri kullanıyoruz,” açıklamasında bulundu. Kendirli, son yıllarda Türkiye’deki nitelikli ofis stoğunun artmasından ötürü duyduğu memnuniyeti de belirtti: “Son yıllarda oldukça sevindirici bir şekilde kurumsal yatırımcı platformu oluştu. İyi konfor şartları sağlayan, kurumsal yatırımcı tarafından geliştirilmiş, bizim gibi tasarımcılar tarafından tasarlanmış binalara kavuşmuş durumdayız. Biz de artık konfor şartlarını daha kolay sağlayabiliyoruz.”

Ahmet Onur, Kolektif House: Her durum Y jenerasyonuna özgü değil

İlk oturumun son konuşmacısı Kolektif House Kurucu Ortağı Ahmet Onur ise kurucu ortağı olduğu paylaşımlı ofis markası Kolektif House üzerinden çalışma mekanlarının geleceğine ışık tuttu: “Evet, Y jenerasyonu zor yönetilen bir kitle. Ancak her durum da Y jenerasyonuna özgü değil. Biz, co-working denilen, dünyanın en hızlı büyüyen pazarlarından birinin bir markasıyız. Zincir olmak, hem mobilite anlamında hem de yatırım anlamında esneklik katıyor. Buraya yönelen büyük akımın sebeplerinden biri de bu esneklik. İleride kurumsal firmalarla paylaşımlı ofislerin işbirliği artacak.”
Onur, bir paylaşımlı ofis markası kurucusu olarak İstanbul ofis stoğunu ise şu ifadelerle değerlendirdi: “İstanbul’da inanılmaz bir arz söz konusu. Doluluk oranları düşük. Ancak nitelikli iş her zaman kullanıcısını buluyor. Bir de tabii ki enerji önemli. Ölçek büyüdükçe ruhu kaçırma ihtimaliniz artıyor. Kurumsallık da bir ruh yaratma potansiyeline erişmedi. Biz bir binaya girdiğimizde kesinlikle o binaya ruh gelecektir. Umarız ki bu şans bize verilmeye devam edilir.”

Soldan sağa: Kuyaş Örs, Ozan Karademir, Zeynep Sezgin, Yiğit Şatıroğlu

Zeynep Sezgin, CBRE Türkiye: Yapı kepçe vurmadan kurgulanabilse ofis kullanıcısı daha mutlu olur

Kurumsal gayrimenkul geliştirme sektörünün ofis pazarındaki dönüştürücü etkiler karşısında aldığı pozisyonun ele alındığı ikinci oturumun konuşmacıları CBRE Türkiye Ofis Departmanı Müdürü Zeynep Sezgin, AND Gayrimenkul Ticari Gayrimenkul Müdürü Ozan Karademir ve Assembly Kurucu Ortağı Yiğit Şatıroğu oldu. Oturum, Zeynep Sezgin’in İstanbul ofis pazarına dair detaylı bilgilendirmesiyle başladı: “İstanbul ofis pazarı, 2008 yıllarından beri birçok farklı aşamadan geçiyor. Önceden mal sahibi inisiyatifi altında kalınıyordu çünkü stok oldukça azdı. Şu anda ise en büyük sorunumuz arz fazlası. %24-26 bansında boşluk oranı söz konusu. Bu da artık kurumsal bir firma ofis aradığında 10’dan fazla alternatifin söz konusu olduğu anlamına geliyor.”
Trendlerin ofis pazarında nasıl vücut bulduğuna da değinen Sezgin, artık binaların %15’inin paylaşımlı ofis mekanı şeklinde kurgulandığını belirtti. Danışmanlığın da ofis geliştirmedeki öneminin giderek arttığını belirten Sezgin, “Biz Türk halkı olarak danışmanlığa pek önem vermiyoruz. Yapı kepçe vurmadan kurgulanabilse ofis kullanıcısı daha mutlu olur. Fizibilitelerde de istediğimiz rakamlara ulaşabiliriz. Binanın cam ve betondan oluşmadığı gerçeğine uygun davranmak gerekiyor,” dedi.

Ozan Karademir, AND Gayrimenkul: Geliştiricinin ilk günkü niyeti önemli

Sezgin’den sonra sözü alan AND Gayrimenkul Ticari Gayrimenkul Müdürü Ozan Karademir, AND Kozyatağı üzerinden geliştirme sürecinde yapılan ar-ge çalışmalarının işe yaramasında geliştiricinin niyetinin önemli olduğundan söz etti: “Gayrimenkul geliştiricisinin ilk günkü niyeti çok önemli. Binayı satma amaçlı mı, kiralamak amaçlı mı, kiralayacaksa kat kat mı komple mi kiralamak amacıyla geliştiriyor? Ortaya çıkan ürünler çok farklı olduğundan geliştiriciler olarak ilk başta bu kararı vermeliyiz.”

Karademir, geliştirmede kimin hedef alındığı sorusuna ise şu ifadelerle yanıt verdi: “Her ürünün birincil önceliği son kullanıcı. Kullanıcı ve kiracıları birbirinden çok ayırmamak gerekiyor. Sonuç olarak global merkezlerin de önceliği yereldeki nitelikli iş gücü. Bizim karşımıza gelen kiracı her zaman işi iyi biliyor. Çünkü ya profesyonel bir ekiple çalışıyor oluyorlar ya da Paris, Londra ofislerini kiralamış oluyorlar. Oradaki örnekleri de buraya getirebiliriz, ancak buna yatırım sürecinde karar vermek gerekiyor.”

Yiğit Şatıroğlu, Assembly: Binayı topyekün bir ekosistem olarak görüyoruz

Assembly Kurucu Ortağı Yiğit Şatıroğlu ise ofis yapısı yöneticisi olarak kiracının ihtiyaçları üzerine geliştirdikleri yöntemi açıkladı: “Nasıl ki otellerin zincir markaları varsa ofislerin de böyle bir geliştirmeci, işletmeci, pazarlamacı markaya ihtiyacı var. Biz geliştirme aşamasından itibaren yeni trendlere uygun olarak binanın şekillendirilmesinde yardımcı oluyoruz. İşletme aşaması, binanın yaşaması açısından en önemlisi. Biz, bina hayata geçtikten sonra da işletmesine devam ediyoruz. Binayı topyekün bir ekosistem olarak görüyoruz.”

Toplantıyı tüm detaylarıyla Gayrimenkul Türkiye Mart-Nisan sayısında okuyabilirsiniz.