Tyler Brule: İstanbul’da kültürel kimliği yansıtan tasarımlara yer verilmeli

Monocle Genel Yayın Yönetmeni Brule, konuk konuşmacı olarak katıldığı 16. Gayrimenkul Zirvesi'nde mimari tasarım üzerine global trendler üzerine bir sunum gerçekleştirdi ve İstanbul üzerine görüşlerini paylaştı.

GYODER tarafından 2000 yılından bu yana düzenlenen Gayrimenkul Zirvelerinin 16.’sı, “Türkiye Gayrimenkul Sektörünün DNA’sı Mercek Altında” teması ile dün Uniq İstanbul‘da gerçekleştirildi. Sektörün farklı faaliyet alanlarından temsilcileri bir araya getiren Zirve’ye Monocle Genel Yayın Yönetmeni Tyler Brule da konuk konuşmacı olarak katıldı. Brule, geleceğin marka şehirlerini anlattığı sunumunu Tokyo, Kanada, Zürih, Rotterdam, Berlin, Londra, Viyana, Lizbon, Pekin, Budapeşte gibi dünyanın önde gelen marka şehirlerden örneklerle gerçekleştirdi ve İstanbul’la ilgili görüşlerini de paylaştı.

Mimari tasarım konusunda dünya çapındaki son trendlere ilişkin bilgiler veren Brule, yapılan küçük dokunuşlarla binaların tasarım harikalarına dönüştüklerini vurguladı: “Şehirlerde artık insanlar nefes almaya, doğayla iç içe olmaya ve açık alanlarda spor yapmaya ihtiyaç duyuyor. İnsanlar açık alanlarda daha fazla vakit geçirmek istiyor.” Brule, aslında basit mühendislik dokunuşlarıyla söz ettiği ihtiyacı karşılamanın mümkün olduğunu, sunumunda yer alan örneklerle anlattı.

“Tasarımlarda, doğaya en başından geniş yer ayırmak daha doğru”

Tyler Brule, “Bazen çok fazla mimariye odaklanılıyor. Oysa ki insanların şehrin bir parçası olmasını istiyoruz. Örneğin Tokyo’da yeni yapılan bütün binalar, şehrin yaşayan bir parçası gibiyken, aynı zamanda başka hiçbir yerde olmadığı gibi de ayrı durabiliyor. Çünkü Japonya’daki mimarlar, konutları her zaman doğa içinde kullanılacak şekilde tasarlamayı tercih ediyor. Büyük binaların arasına yeni dikilen ağaçların büyümesinin 30-40 yıl alacağını düşünürsek, bunun yerine doğaya en başından tasarımlarda geniş yer ayırmanın daha doğru olacağını görüyoruz. Her şey en başından entegre bir şekilde planlanmalı. İstanbul için de bunu öneriyorum,” dedi. Dünyadaki marka şehirlerde ortak çalışma alanlarının, ofislerinin sayısının her geçen gün arttığına da dikkat çeken Brule, İstanbul’daki yeni iş alanları içinde de paylaşımlı ofislere daha çok yer verilmesini önerdi.

“İstanbul’da kültürel kimliği yansıtan farklı tasarımlar yapılmalı”

Avrupa’da birçok kentte gördüğü ‘büyük ama boş mağazalar’ sorununa da değinen Tyler Brule, mağaza tasarımlarının artık daha büyük yerine daha kullanılabilir şekilde tasarlanması gerektiğini ifade etti. “İnsanlar artık büyük mağaza zincirlerinden artık sıkılmış durumda,” diyen Tyler Brule, Los Angeles ve İstanbul’dan örnekler gösterdi. Brule, “Çok küçük metrekareler ve çok iyi tasarımlarla da satış mümkün. Bir şehrin ne tür mağazalara ihtiyaç duyduğunu iyi analiz etmek gerekir. İstanbul’a baktığımda da İspanya’dan, İsveç’ten gelmiş büyük moda markaları görüyorum. Ama Avrupa’dan gelen turistler veya kentin yerel halkın ilgisini çekmek için otantik ve kültürel kimliği yansıtan farklı tasarımlar yapılmalı,” yorumunu yaptı.