“Gayrimenkulün Genetik Hafızası”

    17 Nisan'da Türkiye gayrimenkul sektörünü bir araya getiren 16. Gayrimenkul Zirvesi'nde, GYODER Başkan Yardımcıları Ersun Bayraktaroğlu, Neşecan Çekici ve Prof. Dr. Gürsel Öngören Türkiye gayrimenkul sektörünün geçmişi ışığında geleceğine dair bir bakış sundular.

    GYODER tarafından düzenlenen 16. Gayrimenkul Zirvesi’nin ilgi çekici oturumlarından biri, GYODER Başkan Yardımcıları Ersun Bayraktaroğlu, Neşecan Çekici ve Prof. Dr. Gürsel Öngören’in yaptığı “Gayrimenkulün Genetik Hafızası” başlıklı sunumlarına sahne oldu. Sunumda Bayraktaroğlu, Çekici ve Öngören, geçmişten günümüze Türkiye gayrimenkul sektörünün gelişimini değerlendirerek, öngörülerini ve global trendleri paylaştılar.

    Gayrimenkul sektörünün yıllar içinde yaşadığı değişimi anlatırken mevzuat konusuna vurgu yapan Prof. Dr. Gürsel Öngören, “Cumhuriyeti ve sonrasındaki yılları bütüncül bir atılım dönemi olarak görmemiz gerekiyor. Planlama ve kalkınma o dönemin anahtar kelimeleri. Ankara’yı kurmak için 4 milyon m²’lik alan kamulaştırılıyor. Yeni zorluklar da bu dönemde, yıllar ilerledikçe gündeme geliyor. 2. Dünya Savaşı yavaş yavaş ortamı ısıtıyor. Zorlukla karşılaşan bir nesil görüyoruz, sessiz kuşak ya da savaş kuşağı olarak adlandırılıyor. Bu dönemin sonuna doğru televizyon ile tanışıyoruz ve hayatımız renkleniyor. 1950-1980 döneminde ekonomi hızlı büyümemesine rağmen köyden kente hızlı göç gecekondulaşma yaratıyor. 50’ler sonrası görülen çarpık kentleşme, bugün de yaşadığımız sorunlar. 1999 depreminden sonra başlayan kentsel dönüşüm çalışması 2005 yılında sonuçlarını verdi. 2011 Van Depremi’nden sonra afet riski altındaki yapıların dönüşümü için kanun çıkarıldı. İmar planları ve yönetmelikler yenilendi. Bugün geldiğimiz noktada, dönemin mimarisi gökdelenler, çok katlı yapılar, karma yaşam alanları ve rezidanslar artık şehirlerimizin imzaları oldu,” ifadeleriyle evrimi özetledi.

    “Artık tek bir merkez yok”

    Dijitalleşmenin de etkisiyle dünya tarihinde en hızlı değişimin yaşandığını vurgulayan GYODER Başkan Yardımcısı Neşecan Çekici, “Herkes merkezde kolay ve pratik yaşam istiyor. Artık tek merkez yok. Herkes kendi merkezinde, oradan ayrılmadan hayatını sürdürüyor. Uzaklık diye bir şey kalmadı. Toplumda zenginlik kavramı da değişti. Sınıflar arası geçişler oluyor. Tapu bizim için farklı bir duygu ama yeni jenerasyon kiralamaya ve paylaşmaya inanıyor. Bu durum ürün ve servisleri de etkiliyor. Dijitalleşmenin de etkisiyle dünyada tarihin en hızlı değişimini yaşıyoruz,” dedi.

    “İnşaat sektörü 2016 yılında ilk kez, en çok reklam veren sektör oldu”

    Sektörün arz patlaması yaşanan bir dönemin içinde olduğunu ifade eden Neşecan Çekici, “Sektör olarak yarın da başarılı olacağız. 20 yıl sonra, kurumsal olarak da bireysel olarak da yaptıklarımız için değil, yapmadıklarımız için daha fazla pişmanlık duyacağız. Geleceği düşünelim, gelecek için çalışalım, geleceği tasarlayalım,” diyerek öngörülü olma çağrısında bulundu. Neşecan Çekici, şöyle devam etti: “Son dönemde televizyondan internete kadar tüm mecralar gayrimenkul ilanlarıyla dolu. Ödeme kolaylığı sunan kampanyalar her yerde. Yoğunluk o kadar fazla ki, reklam sektöründe de bir ilke imza attık. İnşaat sektörü Türk reklam tarihi boyunca ilk kez 2016 yılında, bankacılık ve cep telefonu operatörlerinden çok daha fazla reklam vererek bu sektörleri geride bıraktı. Bu yüksek harcama 2017’de de aynı şekilde devam etti.”

    “Megakent ve midikent kavramları konuşuluyor”

    Sektörde sadece bina ve sosyal alan inşa etme devrinin bittiğini söyleyen Neşecan Çekici, konuşmasını şöyle tamamladı: “Artık ekosistem kurma vakti. Megakent ve midikent kavramları konuşulmaya başlandı. Dünya orta ölçekli midikentler kurma peşinde, midikent kavramı sürdürülebilirlik ve yönetilebilirlik kavramını beraber getiriyor. Bir şey ne kadar küçük olursa o kadar sürdürülebilir ve yönetilebilir oluyor.”

    “Kente yerleştikçe geriye bakmaktan kaçamıyoruz”

    “Gayrimenkul sektörü nereye gidiyor, şehirlerimiz neye dönüşecek, bu değişime ayak uydurabilecek miyiz? Gelecek nasıl geliyor? Sorularına hepimiz cevap arıyoruz?” diyen GYODER Başkan Yardımcısı Ersun Bayraktaroğlu, şunları söyledi: “Kente yerleştikçe geriye doğru bakmaktan kaçamıyoruz. Hafta sonu ormana kaçıyoruz. Alışverişimizi organik pazarlardan yapmaya çalışıyoruz. Yeryüzü için zor bir dönemdeyiz. İklim değişiyor, enerji, su ve hava gelecek için en önemli endişe kaynakları. Yaşamdaki kilit kelime ise dijitalleşme. Artık normal işler ve dijital işler diye bir ayrım söz konusu değil. Çünkü artık her şey dijital. Kentlerimiz de artık daha dijital hale geliyor ve şekil değiştiriyor.”

    Gayrimenkul sektörü açısından artık ülkelerin değil, şehirlerin döneminin yaşanacağını fade eden Ersun Bayraktaroğlu, “Gelecekte şehirlerden bahsedeceğiz. İstatistiklere göre her hafta bir buçuk milyon insan şehir nüfusuna katılıyor. Biz kentleşme oranı olarak %72’deyiz. Türkiye çok hızlı bir şekilde kentleşmeyi becerebilen ülkeler arasında yer alıyor.  2025 yılında 10 milyonun üzerinde nüfus ve 37 megakent olması bekleniyor. Bunların 22’si Asya ve Afrika’dan çıkacak. Dolayısıyla bizim alıştığımız düzen çok farklı bir yere gidiyor. Bu 37 kent arasında İstanbul da var. Küresel gayri safi yurtiçi hasılanın %85’i şehirlerde yaratılıyor. Şu anda şehir nüfusu dünya nüfusunun %55’i, bunun 2050’de %72’ye çıkması öngörülüyor,” dedi.

    “Gerçek zamanlı, kendini güncelleyebilen kentsel yönetim yapabiliriz”

    Konuşmasında, gayrimenkulün bir mal olmaktan çıkıp hizmete dönüştüğünü vurgulayan Ersun Bayraktaroğlu, “değişen nesiller ve ihtiyaçlar sebebiyle artık bir mal olarak satılıp paranın cebe koyulacağı bir üründen insanlara dokunan, ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi hedefleyen bir hizmete dönüştü gayrimenkul” diye devam etti. “Teknolojik sıçramanın ortaya çıkardığı Endüstri 4.0 kavramının gayrimenkul sektöründe kendini en fazla kentlerde göstereceğini” belirterek “yüksek mühendislik ve tasarımla üretim tarafında; entegre, maliyet tasarrufu sağlayan, düşük karbon salımı yapan, gerçek zamanlı trafik izleme ve yönlendirme yöntemleri ile ulaştırma tarafında; gelişmiş enerji depolama sistemleri ve en etkin enerji dağıtımı ile enerji tarafında ve akıllı paketleme ve paylaşım ekonomisi ile azaltılmış kentsel atık üretimi ve bunların etkin yönetimi ile de katı atık yönetimi ile kentlerimize ciddi katkı sağlayabiliriz. Afete hazır altyapılı binalar ve gelişmiş üretim sistemleri ile de afet anında kendi kendine yaşayabilen kentler kurabiliriz, bunları 3 boyutlu baskı, robotik ve bio mühendislik, blockchain, sanal gerçeklik, yapay zeka, drone gibi teknolojileri kullanarak yapabileceğiz,” ifadelerini kullandı.