İş sağlığı ve güvenliğinin ana kaygısı insanı korumak olmalı

    İş sağlığı ve güvenliği eksikliğinin yasal ve ekonomik kayıpları, ilgili hukuk ve sigorta sistemleri ile belli ölçülerde tanzim edilebilmektedir. Fakat kayıpların insani-ahlaki boyutunu karşılayabilecek bir sistemin varlığına henüz rastlanmamıştır.

    Uluslararası Çalışma Örgütü 2001 yılında aldığı kararla 28 Nisan’ı İş Sağlığı ve Güvenliği Günü olarak ilan etmiştir. 4-10 Mayıs haftası ise ülkemizde 1987 yılından beri İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası olarak kutlanmaktadır. İş sağlığı ve güvenliğinin önemini vurgulamak ve konuya dikkat çekmek için bu anlamlı gün ve haftalar birer fırsat olarak karşımıza çıkıyor.

    İş sağlığı ve güvenliğinin en anlaşılır ve kısa tanımı; “işe bağlı kazaların ve hastalıkların önlenmesi için yapılan faaliyetlerin tümü’’ demek yanlış olmayacaktır. İş sağlığı ve güvenliğinin neden önemli bir unsur olduğunu sorguladığımızda ise; birçok farklı kaynakta konunun üç ana başlık altında irdelendiğini göreceğiz. Bunlar insani-ahlaki sebepler, yasal sebepler ve ekonomik sebepler olarak karşımıza çıkmaktadır. Gelişmiş hatta gelişmekte olan ülkelerde meselenin yasal ve ekonomik kayıpları, ilgili hukuk ve sigorta sistemleri ile belli ölçülerde tanzim edilebilmektedir. Fakat kayıpların insani-ahlaki boyutunu karşılayabilecek bir sistemin varlığına henüz rastlanmamıştır. Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliğinin önemini vurgularken öncelikle konuyu insani boyutta ele almak en doğru yol olacaktır.

    Her gün 4 sigortalı işini yaparken hayatını kaybediyor

    Ülkemizdeki iş sağlığı ve güvenliği performansını inceleyerek başlayalım; ülkemizdeki iş sağlığı ve güvenliği performansı ölçmek için genelde tüm dünyada olduğu gibi sayısal verilere başvurmak ise en yaygın yöntemdir. Bu bağlamda; Sosyal Güvenlik Kurumu’nun son açıkladığı resmi 2016 (2017 resmi verileri henüz açıklanmadı) verilerine göre; ülkemizde neredeyse her gün 4 sigortalı işini yaparken uğradığı kaza sebebiyle hayatını kaybetmektedir. Burada ülke ekonomisine ve işverenlere kaybettirdiklerinden ya da uzayan ağır yasal süreçlerden bahsetmiyorum. Sadece her gün işe giden dört canın geri dönmediğinden bahsediyorum.

    Ülke bazından sektörel baza indirgeyerek meseleyi ele alırsak; 2016 yılı içinde meydana gelen toplam 1.405 ölümlü iş kazasının 239’u bina inşaatlarında meydana gelmiş¹. Buradan anlaşılıyor ki, iş sağlığı ve güvenliği yapı-inşaat sektöründe daha fazla önemsenmesi gereken bir unsur. Bina inşaatı dışında diğer inşaat faaliyetleri hesaba katıldığında ölümlü kazaların neredeyse yarısı yani her gün kaybettiğimiz 4 canın 2’si inşaat ya da paralelindeki sektörlerde meydana gelmektedir. 2016’dan geriye doğru gidildiğinde ise Yapı-İnşaat sektörünün birinci sırayı pek kaptırmadığı da bir gerçektir. Tüm bunlar ışığında ülkemizde yapı-inşaat sektörü başta olmak üzere sektörel iş sağlığı ve güvenliği düzenlemelerine daha fazla ihtiyaç duyulduğu açıkça görülüyor.

    Meseleyi yerel ve sektörel boyuttan çıkarıp daha küresel bakarsak; Uluslararası Çalışma Örgütü’nün açıkladığı resmi rakamlar gösteriyor ki, dünyada her yıl 2 milyondan fazla insanın işe bağlı hastalıklar ve kazalar sebebiyle hayatını kaybettiği tahmin edilmektedir². Hem ulusal hem de uluslararası boyutta sayısal rakamlar bile tek başına iş sağlığı ve güvenliğinin insani boyutunun önemini vurgulamaya yetiyor.

    Konu ile ilgili düzenlemeler ümit veriyor

    Tüm bu kötü tabloya rağmen, son yıllarda ülkemizde ve dünyada ki, iş sağlığı ve güvenliği gelişmelerine bakıldığında ümitlenmemek de elde değil. Yasal düzenlemelerin artması, teknik bilgiye ulaşımın her geçen gün daha da kolaylaşması, medyanın gücü, eğitim faaliyetleriyle beraber sağlık ve güvenlik bilincinin artıyor olması henüz tam anlamıyla sayısal verilere yansımamış olsa da sevindirici olarak nitelendirilebilir.

    Teknolojinin her geçen gün insan gücünün yerini daha fazla alması ile beraber insan sağlığını ve güvenliğinin en önemli unsur olduğu bilinciyle organizasyonlar planlanabiliyor. Bu değişimin kar amacından çok temel amacımız olan insanı korumak üzerine kurgulanması ise en büyük arzumuz.

    Meselenin sadece uygulama aşamasında değil tasarım ve planlama aşamasında da ele alınabilmesi ve yasal ya da ekonomik kaygılardan daha çok insanı korumak motivasyonu ile hareket edilebilmesi temennisiyle tüm çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası’nı kutlarız.

    ¹ 2016 SGK İstatistikleri
    //www.sgk.gov.tr/wps/portal/sgk/tr/kurumsal/istatistik/sgk_istatistik_yilliklari

    ² ILO Verileri
    //www.ilo.org/ankara/news/WCMS_551794/lang–tr/index.htm