Kolektif House 42 Maslak’ta

42 Maslak'ı ve bünyesine katılan Kolektif House'la ortaya çıkacak sinerjiyi 42 Maslak Pazarlama ve Satış Direktörü Zeynep Salman ve projenin ticari alanlarının iç mimarı Abdullah Burnaz ile konuştuk.

Kolektif House Levent şubesinde olgunlaştırdığı ofis yaşam alanı konseptinin ilk büyük adımını Maslak’ta atıyor. Kolektif House Maslak, son yıllarda ses getiren önemli karma projelerden biri olan 42 Maslak’ın içinde şu günlerde açılıyor. Bu vesileyle hem kendine has taraflarıyla 42 Maslak’ı hem de Kolektif House’la ortaya çıkacak sinerjiyi 42 Maslak Pazarlama ve Satış Direktörü Zeynep Salman ve projenin ticari alanlarının iç mimarı Abdullah Burnaz ile konuştuk.

KUYAŞ ÖRS: İsterseniz 42 Maslak’ın hikayesiyle başlayalım.
ZEYNEP SALMAN: 42 Maslak’ın lansmanı 2011 yılında başlıyor. 42 Maslak’ın proje mimarı dünyaca ünlü mimari grup Chapman Taylor Spain, 40 dönümlük bir arazi üzerine yaklaşık 250 bin metrekarelik bir inşaat alanı söz konusu. Proje yatay ofis kütlelerinden ve 42 katlı iki konut kulesinden oluşuyor. “Yaşamın Anlamı” olarak ifade ettiğimiz “42” adı da buradan geliyor. Bir de zeminde bu fonksiyonlara eşlik eden ticari mekanlar var. Projenin teslim tarihi olan 2015 yılından itibaren bu ticari alanların İç Mimar Abdullah Burnaz’la konseptini çalışmaya başladık. Uzunca bir süre burada nasıl bir dünya yaratmayı hedeflediğimizi konuştuk. Çünkü 42 Maslak’ın içindeki 65 bin metrekarelik ofis alanlarıyla 445 rezidans, 16 penthouse ve 91 home ofisi kullanan beyaz yaka çalışanlardan ailelere, tek başına yaşayanlara çok geniş bir kitleye hitap edecek bir yaşam alanına ihtiyacımız vardı.
ABDULLAH BURNAZ: Alışveriş merkezleri çok soğuk mekanlar. Burada Maslak’ın dokusuna entegre bir yaşama alanı tasarlamaya çalıştık. Maslak deyince çocukluğumuzdan aklımıza gelen bir oto sanayi imgesi var. Bu imge beyaz yakalılarla, iş dünyasıyla nasıl bir araya gelir, onu düşündük. Bu sonuçta tasarımda bir çeşitliliğe dönüştü; ticari mekanın her katı malzemesiyle, rengiyle farklı bir konsepte göre kurgulandı. AVM’lere bakacak olursanız hepsinin üç aşağı beş yukarı aynı olduğunu görürsünüz. Bizim daha önce yaptığımız Bilkent Station, Akasya, Mahalle gibi ticari mekanlara bakarsanız bir çeşitlilik arayışında olduğumuzu fark edebilirsiniz. Biz insanlara farklı katlarda farklı deneyimler, farklı heyecanlar yaşatıp içeride mümkün olduğunca uzun zaman geçirmelerini sağlamayı hedefliyoruz. Böyle bir niyetin, dış mekan seçenekleri sınırlı olan Maslak gibi bölgede iyi sonuç vereceğini öngördük.

KÖ: Çevrede sokak hayatının eksik olmasının projenin içe dönük anlayışında bir artı değer olarak ele alındığını anlıyorum. Yani siz sokak yaşamını içeride yaratmaya çalıştınız.
AB: Burada binanın genel mimari anlayışına kontrast bir anlayış oluşturmaya çalıştık. Bina Chapman Taylor’un genel yaklaşımı doğrultusunda çok modern bir tasarıma sahip; bol miktarda cam, çelik, sert yüzeyler kullanılmış. Biz bu modern anlayışa yaşanmışlık katacak malzemeleri, renkleri kullanmaya çalıştık. Biliyorsunuz sosyal medya çağında her şeyi çok hızlı bir şekilde tüketiyoruz. Eskiden yeni mekanlar 5-6 senede eskirken, bugün bir yılda eskiyiveriyor ve hemen taklitleri yapılmaya başlanıyor. Dolayısıyla daha uzun süre tazeliği koruyabilmek için buradaki gibi biraz sıra dışı konseptlere başvurmak gerekiyor. Doğru şekilde eskiyen projeler zaten zamanla klasiğe dönüşüyor.

KÖ: Var olan projenin size sunduklarından biraz bahsedelim mi? Yapının genel mimarisi sizin tasarımızda ne kadar etkendi?
AB: Sonuçta binanın genel mimarisinden kopamazsınız. Yapmanız gereken kullanıcılara hissettirmeden tasarımla, malzemelerle bir geçiş sağlamak, size verilen kabuğun içine istenilen işlevleri doğru bir şekilde yerleştirmek. Şu anda henüz başlamamış olan başka bir projenin görüşmelerini sürdürüyoruz. Orada da masada yatırımcının, satış-pazarlamacının, kiralamacının, tesis yöneticisinin, mimarın ve iç mimarın daha konsept aşamasında olması gerektiğini anlatmaya çalıştık. Mimarla iç mimarın projenin başından itibaren çalışabilmesi çok iyi olurdu; ama her zaman mümkün olmuyor tabii.
ZS: Uzun zamandır sektörde olan biri olarak bu konunun ne kadar önemli olduğunu söylesem azdır. Nitekim 42 Maslak bu kolektif anlayışın en iyi örneklerin biri. Daha projenin en başından itibaren ilgili tüm grupların masanın etrafında oturduğunu söyleyebilirim. Projenin temel kararlarında çok uzun süren bir tartışma ve uzlaşma süreci yaşandı; peyzaj mimarından yönlendirme mimarlarına, mimari danışmanlara çok farklı uzmanla çalışmıştık. En basit örnekle kimin nereden binaya girip nasıl dolaşacağına ilişkin senaryolar çok önemliydi bizim için. Bir binanın içinde kaybolmuş hisseden insanlar, huzursuz olurlar, oradan mutlu ayrılmazlar. Bu yüzdendir ki tüm girişlerimizdeki meydanlarımızda birer işaret niteliğinde sanat eseri bulunuyor. İnsanlar binayla ilişkilensin ve ilk geldikleri andan itibaren buraya ait hissetsinler diye.
Buraya gelecek insanları düşünürken Maslak’taki çalışanlar ve kendi konut bloğumuzun sakinleri dışında, yakın çevre olarak yorumlanabilecek İstinye, oradan aşağı doğru Tarabya, Yeniköy veya Kemerburgaz ve istikametinde Zekeriyaköy’e doğru genişleyen halkalar olarak öngörülmüştü. Bu kadar geniş bir kitleyi hedeflediğinizde çok farklı çekim alanları yaratmanız gerekir. Bugün 4-14 yaş aralığına yönelik eğitici-eğlendirici İmagineer Kids ile güzel zaman geçirmeye yönelik faaliyetlerden tutun da,14-24 arası için 2018 yılı içinde açılacak olan ESA espor arena, dünya mutfaklarının farklı örnekleri ile yeme-içme alanlarımız ve alışveriş ihtiyaçlarına uzanan çok geniş bir yelpazeyi hayata geçirmiş durumdayız. Her şeyin bu kadar hızlandığı bir dünyada bizim tüm istediklerimizi kolayca karşılayabileceğimiz kompakt dünyalara ihtiyacımız var. Tıpkı akıllı telefonların birçok ihtiyacımıza çok kompakt bir biçimde yanıt vermesi gibi.

KÖ: Tam bu noktada Kolektif House’un 42 Maslak’a nasıl dahil olduğundan bahsedelim isterseniz. Kolektif House’un 42 Maslak’a nasıl bir katkısı olacağını düşünüyorsunuz?
ZS: Biz Kolektif House’un gelişimini ilk açtıkları 4. Levent Sanayi’deki mekanlarından beri takip ediyoruz. Kendimizi de onlara vizyon olarak hep yakın hissediyorduk. Buradaki yerleri için de çok heyecanlıyız. Çok yakın zamanda açılıyor. Bizim de içinde kendimize ait bir yerimiz olmasını arzuluyorum. Kolektif House’un kurduğu dünyanın içinde olmayı çok istiyoruz. Nitekim o dünyanın içinde olursak üyelerine yönelik katabileceğimiz artı değerleri yaratmamız çok daha kolay.
Biz girişimci arkadaşları bünyemize katmayı çok önemsiyoruz. Rawsters Coffee online’dı, Taco Department bir kamyonetteydi, Urban Riders da keza bizimle birlikte kendi mekanlarında başka bir boyut kazandılar. Nitekim bu üç girişimci de Kolektif House ‘un kullanıcısı olan ve birbiriyle sürekli temas halinde olan yaratıcı kitlenin de benzer bir girişimci ruha sahip olduğunu biliyoruz; bu, yaşadığı yerden keyif almasını bilen, bunu da birbiriyle paylaşan bir kitle. Dolayısı ile Kolektif House kullanıcılarının bir çoğu Rawsters’dan kahvesini alacak, Taco’dan bir şeyler yiyecek, Riders’a gidip spor yapacak, çünkü onlar aslında aynı dünyanın insanları…

Nitekim bizim 42 Maslak’ta bizim yarattığımız dünyada da o kitleye benzer çok insan var. Mesela burada mağazası olan kendi markalarımızdan biri olan Modül İstanbul’da 80’e yakın tasarımcımız var. Bu tasarımcılar normalde kendi ürünlerini online ortamda satarken şimdi 4’er, 6’şar, 8’er metrekare fiziksel bir mekana kavuşmuş oldular. Onlar zaten birlikte beslenip, birlikte üreten yaratıcı bir kesim. Bunun yanı sıra Art!SPACE Galleries adını verdiğimiz iki sanatçı atölyesi ile üç farklı sanat galerisi var. Tüm bunların yanı sıra en az 25 yıllık bir geçmişi olan aile işletmelerine yer vererek unutulmaya yüz tutmuş lezzet duraklarımızın yer aldığı, özlediğiniz tatları 365 gün bulabileceğiniz, Türk gastronomi dünyamızda bir ilk olan Türk Lezzet Müzesi’ni açtık.

KÖ: Tüm bu yeni oluşuma yönelik farklı bir kiralama yöntemi, bir finansman modeli mi geliştirdiniz?
ZS: Aslında uygulamamız klasik bir AVM kiralamasından çok farklı değil. Ancak temelde bir kazan-kazan anlayışına dayanıyor. Onların başarılı olacaklarına inanıyoruz. Biz zaten yapmış olduğumuz bir yatırımın içini hayal ettiğimiz gibi bir dünyayla doldurabilmek için karşılıklı fedakarlık gerektiren bir yöntem geliştirdik diyebilirim. Mekanlarımız ciro paylaşımı esaslı bir kazan-kazan modeliyle kiralandı.
Bizim için her yeni ziyaretçi potansiyel yeni ziyaretçiler demek; çünkü sizin burada görmüş olduğunuz bu markalar başka hiçbir yerde yok. Bu konuda çok iddialıyız. Burada yatırımcımız olan Bay İnşaat Yönetim Kurulu Üyemiz Erol Özmandıracı’nın projeye kattığı enerji ve vizyonun çok büyük payı var. Erol Bey’in vizyonu ve inancı ile 42 Maslak, her geçen gün sektörde daha da farklılaşacak.