Türk yatırımcı Londra’dan ne beklemeli?

Türk yatırımcı ve geliştiriciler arasında giderek daha sık konuşulmaya başlanan Londra konut pazarını İstanbul’dan ayıran ne? CBRE’nin Londra ofisinden Adam Souissi’den Londra pazarını potansiyel bireysel yatırımcı gözünden değerlendirmesini istedik.

GAYRİMENKUL TÜRKİYE: Londra konut pazarını Türkiye’den farklı kılan nedir? Getiri açısından cazip ürünlere örnek verebilir misiniz?
ADAM SOUISSI: Londra’nın hem uluslararası altyapı hem de cazibe açısından dünyanın tüm kentlerinden ayrıldığını söyleyebiliriz. Bu da Londra’nın, kendi pazarlarına alternatif arayan Türk alıcılar için avantajlı bir lokasyon olarak öne çıkmasına yardımcı oluyor. Londra her zaman yatırım için güvenli ve emin bir pazar olmuştur; Londra’daki yüksek kira getirileri ve güçlü değer artışları, daha değişken, istikrarsız pazarlara sahip bölge ve lokasyonlara göre uluslararası yatırımlar için tercih edilmesinin temel sebepleri olmuştur.

GMTR: Türkler için Londra’yı cazip kılan pazar özellikleri neler, Londra pazarı Türklere ne ifade ediyor?
AS: Londra uluslararası alıcıların kaymak tabakasını cezbeden bir avuç küresel kentten biri. Bu gerçeği destekleyen faktörlerden bazıları,

  • Dünyaca bilinen kültürel olanaklar,
  • Uygun bir yerel zaman dilimi,
  • İngilizce konuşulması,
  • Şeffaf bir politik ve parasal sistem,
  • En kaliteli üniversiteler,
  • Yaşam tarzı,
  • Başkentte uçtan uca kolay erişim sağlayan etkin bir toplu taşıma sistemi ve altyapısı,
  • 194 destinasyona ulaşım sağlayan Heathrow Havalimanı ile uluslararası pazarlarla güçlü bağlantılar.

Bu faktörler Londra’nın küresel finans ortamında lider olmasına yardımcı oldu, bugün dünyadaki tüm borsa dışı ticaretin yaklaşık yarısı Londra’da gerçekleşiyor. Londra aynı zamanda küresel döviz pazarının %41’ine sahip, bu oran New York ve Tokyo’nun toplamının da üzerinde. BIS ve Goldman Sachs’a göre Londra bu anlamda egemenliğini arttıracak. Brexit’ten ötürü bu hakimiyetin risk altına girebileceği tartışılsa da bunun istihdama nispeten önemsiz etkileri olacağı konusunda iyimseriz.

Londra’da finansal hizmetler dışında sürekli olarak gelişmekte ve yaygınlaşmakta olan teknoloji, medya ve telekom gibi yaratıcı endüstriler de aktif. Dahası, Londra’nın yaşanacak ve çalışılacak bir yer olarak cazibesini zenginleştiren kültürel olanakları da var. Londra’nın dünyanın en iyi on müzesinden üçüne ev sahipliği yapması dışında Dünya Mirası listesindeki dört alanı da barındırıyor. Ek olarak, %40 oranındaki açık yeşil alanıyla Londra; yeşil alan konusunda New York, Berlin ve Amsterdam’ı geride bırakıyor.

Özellikle Türkiye’den gelen yatırımcıların Londra’yı sevdiklerini söyleyebiliriz, kent zaten azımsanmayacak bir Türk topluluğuna ev sahipliği yapıyor. Türk kökenli yaklaşık 500.000 kişi bugün Londra’da yaşıyor; topluluk hissinin güçlü olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda Türk yatırımcılar için avantajlı bir durum. Londra’nın eğitim seviyesi de bu durumda güçlü bir faktör olarak öne çıkıyor; Britanya’nın seçkin eğitim sistemi dolayısıyla çocuklarının burada eğitim almasını isteyen zengin Türklerin, buna paralel olarak çocuklarının yaşamaları için burada bir daire alma niyetinden de söz edebiliriz.

GMTR: Türk yatırımcıların Londra pazarından beklentileri ne olmalı? Yatırımcıları ne yönde yönlendiriyorsunuz?
AS: Londra’da gayrimenkul alıcısının kararı bir dizi faktöre bağlıdır. Lokasyon gayrimenkul seçmede en önemli faktörlerden biri olarak düşünülürken gayrimenkulün özellikleri ve sunduğu donatılar da çoğu alıcı tarafından göz önünde bulundurulur. CBRE’nin yüksek net değerli bireyler arasında yaptığı bir araştırmaya göre bunlara gelişmiş gelişmiş güvenlik sistemleri ve kapsamlı “concierge” hizmeti de dahil edilebilir.

Varlıklı alıcıların çoğu, bu temel özellikler olmadan alım yapmayı düşünmüyorlar. Değer eğrisini daha yukarı taşıyan alıcı beklentileri, ofis ve boş zaman aktivitelerine yönelik donatıları da içerecek şekilde artıyor. Tasarım elbette önemli; birimlerin hem en gelişmiş özelliklere sahip olması, hem de alıcıya kendi kişisel zevkini aktaracak kadar özgürlük alanı tanıyor olması gerekiyor.

Londra’da gayrimenkul alıcılarının talepleri oldukça çeşitleniyor. Kullanım amaçlı da yatırım amaçlı da olsa, alıcılarımızın kafalarında nerede konut almak istediklerine dair net bir fikir oluyor. Coğrafi lokasyon önemli ve bu fiyatları da etkileyebiliyor, Knightsbridge ve Mayfair gibi birincil alanlardaki yüksek fiyatlar bu duruma örnek verilebilir.

Yine de fiyatlar bölgeler içinde bile değişkenlik gösterebiliyor. Araştırmalarımız özellikle gösteriyor ki üniversite binası, Michelin yıldızlı bir restoran, otel veya Harrods ya da Harvey Nichols gibi tanınmış bir zincir mağazanın yakınında yaşamak Londra’da gayrimenkulünüzün fiyatını %50 oranında arttırabilir. Bu anlamda en yüksek etkiyi oteller yapıyor. Claridge’s, the Dorchester ve the Ritz’i kapsayan araştırmamızda otellere 500 metre veya daha yakın mesafedeki gayrimenkullerin ortalama fiyatının 3.2 milyon Pound olduğunu gördük. Bu rakam 1.68 milyon olan kent ortalamasının yaklaşık iki katı. Dünya çapında bir üniversiteye 500 metre yakınlıkta olmak da gayrimenkul fiyatlarını %25 civarında arttırıyor.

Kaynak: CBRE