Türkiye’de proje yönetimi sektörü hangi noktada?

    1980’lerden beri proje yönetimi sektörü, Türkiye’de önemli bir mesafe kat etti. Son gelinen noktada neredeyiz ve çalışılması gereken dersler neler?

    Türkiye’de, 1960 yılından beri yapılan Kalkınma Planları; makro seviyede, kaynakların optimum kullanımını sağlayan birer toplumsal anlaşma olup, gerçekleştirilmesi istenen toplumsal ve ekonomik yapının esas yönlerini ve bu yapıya erişmek için devletin yapacağı müdahalenin esaslarını belirlemeye çalışmaktadır. Bu planlar genelde, ihtiyaç ve gereklilikler çerçevesinde, hangi konulara yatırım yapılacağının belirlenmesi ile ilgili stratejik çalışmaları kapsamaktadır. Gerçekleştirilen büyük ölçekli devlet projeleri proje yönetimi tekniklerinin gelişmesinde rol oynamıştır. 1980 öncesinde kullanılan metodoloji, proje özelinde detaylı düzeyde bir planlama ve yönetim sistemi içermiyordu. Kaynak Planlaması ve CPM (Kritik Yörünge Metodu) gibi uygulamalar, o zamanki mevcut teknolojiler ve özellikle insan gücü olarak ağırlıklı olarak kullanılmaya çalışılıyordu.

    Proje yönetiminin bir ihtiyaç olarak yükselişi

    1980 yıllarından sonra, özel sektörün de yatırımlara başlamasıyla, proje yönetiminin önemi ve ihtiyaç zorunluluğu arttı. Özellikle tasarım/mühendislik ağırlıklı olarak çalışan müşavirlik/kontrolörlük dediğimiz grupların ortaya çıkması ile birlikte Türkiye’de proje yönetiminin temelleri atıldı. Tasarım ve mühendislik belirli bir tecrübe bilgisi zorunlu kıldığı için ağırlıklı olarak yabancı firmalar olan bu gruplar bazı büyük ölçekli projelerde yer almakta iken, yatırımcılar hala projelerinin yürütülmesini ve organizasyonunu kendi içlerinde çözmeye çalışıyorlardı. 1980 yılında Türk Müşavir Mühendisler ve Mimarlar Birliği (TMMMB), müşavirlik hizmetlerinin ilerlemesine ve gelişmesine sağlamak, uluslararası uygulamaları ülkemize taşımada öncülük etmek, bu konuda en yüksek uluslararası teknolojik ve örgütsel seviyeye erişmek amacıyla kuruldu. Bu süreçte yerli birçok firma bu çerçevede hizmet vermeye başlayarak önemli ve başarılı projelere imza attılar.

    Ayrıca, ihtiyaçlar çerçevesinde, 1980 yılında kurulmuş olan Project Management Institute (PMI) metodolojisini adapte etmek ve yaygınlaştırmak üzere, 1995 yılında Ankara Proje Yönetim Derneği (APY) ve 1997 yılında İstanbul Proje Yönetim Derneği (İPYD) kuruldu. Bu dernekler, Proje Yönetim Metodolojisine ve uygulamalarına ilginin artmasını sağladılar. PMI ve benzer metodolojiler, ihtiyaçlar çerçevesinde sürekli bir değişim ve gelişim içinde olarak, birçok projede uygulanmaya başladı. Tabii ki en önemlisi başta üniversitelerin desteği ile bu konuda birçok uzman yetişmeye başladı.

    Global ve yerel sermaye beklentilerinin entegrasyonu

    Proje yönetimi olgusu, Türkiye’ye global sermayenin ve uluslararası yatırımcıların girmesi ile birlikte 2000’li yılların başlangıcında boyut değiştirdi ve Türk firmalar da sektörde yer almaya başladı. Bunun önemli nedenlerinden biri, büyüyen ve birden fazla yatırıma yönelen şirketlerde hem yürütme hem de kontrol işlemlerinin takibinin zor olmasıdır. Bir diğer sebep, gerekli ve tecrübeli organizasyonel yapının, kısıtlı süre içerisinde yeterli kapasitede kurulamamasıdır. Ama tabii ki en önemli sebep, global sermaye beklentileri ile yerel sermaye beklentilerinin ortak paydalarda hızlı bir şekilde entegre edilmesi zorunluluğu çerçevesinde, Proje yönetiminin bir “Uzmanlık” ve “Risk Yönetimi ve Transferi” olarak görülmeye başlaması sayılabilir.

    Bütçe ve zaman yönetimiyle başlayan geniş bir uzmanlık alanı

    Proje yönetiminin hedefinin, Türkiye’de yaygınlaşmaya başladığı ilk yıllarda işi zamanında, bütçesinde ve kaliteli bir şekilde bitirmek olduğu söylenebilir. Ancak bu hedeflerin birbiri ile entegrasyonu ve hedeflere ulaşmak için dikkate alınması gereken diğer konular yıllar içinde gelişmiş ve mesafe kat etmiştir.

    Günümüzde projelerin kapsamlarının büyümesi ve karmaşıklaşması çerçevesinde, Tasarım Yönetimi, Risk Yönetimi, İhale Yönetimi, Saha Yönetimi, Değer Mühendisliği vb. uzmanlık alanları gelişmiştir. Bu uzmanlıklar, proje yönetiminin ayrılmaz bir parçasıdır ve ayrıca proje yönetiminde süreçlerin birbiri ile entegre, proaktif ve çözüm odaklı olarak yürütülmesinin zorunluluğu ortaya çıkmıştır.

    İlerleyen süreçte, 2005-2015 yılları arasında yabancı yatırımcıların ülkeye girişi ile, özellikle AVM, otel ve ofis projelerinde uzman proje yönetim firmalarını kullanması ile sektör gelişti ve birçok uzman yetiştirdi.

    Gelinen durumda, son 10 yıl içinde birçok firma, proje yönetim firmalarını tercih etmeye başlamıştır. Özellikle büyük ölçekli ve karma projelerin ortaya çıkması ile çabuk karar verme avantajları, donanımlı yapıları, analiz ve süreç yönetimindeki becerileri nedeni ile proje yönetim firmaları ciddi mesafeler almıştır. Günümüze gelindiğinde proje yönetim firmalarının;

    • daha donanımlı, duyarlı ve istenilen sonuca daha odaklı olması,
    • kısıtlı kaynak altında sonuç üretebilmesi,
    • proje amaçlarına bütünsel bakış ile yaklaşması,
    • dinamik ve proaktif olması,
    • iletişim sürekliliğini tüm taraflar arasında daha etkin bir şekilde sağlaması,
    • değişikliklere çabuk adapte olması ve cevap vermesi, proje yönetiminin pazardaki payını artırmış ve sistemde büyük çaplı değişiklikler yaratmıştır.

    Bütün bunların sonucunda, günümüzde, proje yönetiminin önemi ve zorunluluğu ciddi olarak artmaktadır. Gelişen teknolojilerinin BIM ve benzeri uygulamaların yaygınlaşması, dijital teknolojilerin sektöre entegre edilmesi, proje maliyet ve sürelerinin önem kazanması sektörün daha gelişmesini ve büyümesini sağlayacaktır. Sektörde, bilgiye, uzman kadro ve uygulamaların gelişmesine yatırım yapan firmalar öne çıkacaktır. Çünkü, yatırımcıların, hedeflerini gerçekleştirmek, olası sorunları önceden tespit edebilmek ve önleyebilmek ve doğru yönlendirici kararlar alabilmek için; derin bilgi, beceri ve tecrübeye sahip, sorumluluğu bilen kaliteli kadrolara ihtiyacı vardır.

    Bizlerin proje yönetiminde uzmanlaşmış yöneticiler olarak, sektörde edindiğimiz geniş ve derin tecrübelerle yaptığımız işlerin ve alınmasına destek olduğumuz kararların sonuç ve sorumlulukları taşıması ve çalışmalarımızı bu yönde ilerletmemiz gerekmektedir. Böyle bir hizmetin dev bütçelerin etkin kullanımında ne kadar pay sahibi olabileceğini fark ettirebilirsek ve daha büyük resimde takip edilmesini sağlayabilirsek bunun sektörden öte tüm ülkemizin gelişmesine büyük katkılar sunabileceğini de gösterebiliriz. Bu sebeple tüm bu farkındalıkların mümkün olduğunca yayılmasını diliyor, buna gayret ediyoruz.

    Bu çerçevede, bugün, proje yönetim sektörünün sorunlarının tartışılması, genel kuralların belirlenmesi, etik kurallarının yerleştirilmesi ve sektör ihtiyaçları çerçevesinde temeli sağlam uzmanların yetiştirilmesi ve kurumsallaşması için bir araya gelmesinde ciddi bir fayda görüyor ve öneriyorum. Bunun, ülkemizin sınırlı kaynaklarının en optimum kullanılmasına ve firmaların uluslararası boyutta gelişmesine ciddi katkısı olacağına inanıyorum.