Abdi İpekçi 43

Yıldız İnşaat'ın son dönemde Nişantaşı'nda gerçekleştirdiği projelerden biri Abdi İpekçi 43. İnşaatına yakın zamanda başlanacak olan binanın en temel özelliği bölüntüsüz iç mekanının kullanıcının talebi doğrultusunda biçimleniyor olması. Projeyi geliştiricisi Yıldız Yapı Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kaan Namlıcı, Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Yıldız ve mimar Cafer Bozkurt ile konuştuk.

KUYAŞ ÖRS: Gayrimenkul çok aktörlü bir sektör. Projeler, geliştiricilerin adıyla anılsa da kolektif işler. Son yıllarda danışmanların da sürece dahil olmasıyla mimarın işi kolaylaştı. İyi işbirlikleri iyi örnekler oluşturuyor. Projenizi de bu bağlamda ele almak istiyoruz; ama öncelikle lokasyonla başlamak istiyorum.
CAFER BOZKURT: Proje, İstanbul’da kıymetli bir lokasyona sahip. Nişantaşı, Osmanlı Sarayı önce Dolmabahçe’ye Yıldız Sarayı’nda geldikten sonra Teşvikiye, Şişli, Cihangir gibi yeni kurulan ve üst düzey bürokratlara ev sahipliği yapan mahallelerden biri. Eski Nişantaşı 1920’lere kadar önemli paşa konaklarından oluşuyordu. Onların yerine de şu anda yeni apartman düzeni geldi. Bu lokasyon da 1915 civarından 1950’lere kadar inşa edilmiş nitelikli apartmanlardan oluşan bir mahalleydi. Hala da İstanbul’un nitelikli bir mahallesi olarak devam ediyor.
Bu projede karma kullanım planlandı. Hem yapı teknolojisi hem de kullanılan malzeme ve işçilik açısından dikkat çeken, nitelikli bir inşaat faaliyeti söz konusu. Projeyi tasarlarken işverenlerin istedikleri kalite düzeyinin bilinci içinde, daha iyi bir yapıyı aynı imkanlarla nasıl gerçekleştirebileceğimizi sorguladım. Esnek bir tasarım öngördük. Alt katlardaki mağazaların gerektiğinde bütün, gerektiğinde parçalı olarak kullanılabilmesinin yanı sıra, üstteki katların da dört bağımsız bölüm olarak gerektiğinde birleşebilir, gerektiğinde partisyonlarda oynanabilir olmasını sağlayan esnekliği sağlamaya çalıştık.

Projeyi tasarlarken işverenlerin istedikleri kalite düzeyinin bilinci içinde, daha iyi bir yapıyı aynı imkanlarla nasıl gerçekleştirebileceğimizi sorguladım.

Cafer Bozkurt

Teknoloji olarak da düşey taşıyıcıların güçlü, yatay taşıyıcıların hafif olduğu bir sistemi seçtik. Bunu da çalıştığımız mühendis grup ve iş sahiplerinin katılımıyla yaptık. Tabii ki tasarımı biz üstlendik ama projenin tanımı ve biçimlenmesini işverenlerle birlikte geliştirdik.
Buna bağlı olarak, binanın havalandırması gibi konularda kolay kullanılabilir, iç mimariyi çok etkilemeyen, binanın esnekliğini engellemeyen, enerjiyi daha verimli kullanan sistemleri tercih ettik. Çünkü yapının iki yanının kapalı, önü ve arkasının açık olmasından ötürü binanın cephelerinin de daha aydınlık ve şeffaf olmasını istedik. Kendisinden bir önce yapılan bina gibi cephesinde kıymetli malzemeler kullandık. Metal ve taşı çağdaş bir biçimde yorumlayarak, camı daha büyük, konfor niteliğini kaybetmeyen, güneşi kontrol eden, ön ve arka cephelerinde kapalılık ve şeffaflık olan, metal çatılı bir yapı planladık.

KÖ: Burada kimler oturacak, dükkanı kiralayacak? Nasıl bir hedef kitle öngördünüz?Gündemdeki sorularından biri olarak hedeflediğiniz yatırımcının Türk mü yabancı mı olduğunu da sormak istiyorum.
KAAN NAMLICI: Şu anki projenin çevresinde çalıştığımız diğer binalardan edindiğimiz tecrübe ile hareket ettik. Bütün daireleri kaba inşaatı devam ederken, 5 ayda sattık. Nişantaşı’nın meraklısı başka yerlere hiç benzemiyor, gerçekten meraklı. Konuştuğumuz insanların çoğu İstanbul dışında oturuyor ama geldiğinde Nişantaşı’nda, şehrin içinde gelip kalabileceği 2+1 bir daire istiyor. Bu yüzden artık büyük daireler yapmak yerine katta dört daire yapıyoruz, birimler 2+1 oluyor. Bu projede de dört adet 2+1 daire yapalım dedik. Ama istenirse 3+1, 4+1, 5+1 şeklinde düzenlenebilir, istenirse iki daire birleşip 4+1 olabilir.
CB: Dairenin dış kabuğu içindeki her şeyin değişebileceği bir yapı öngördük.

KÖ: Genelde gayrimenkulde daire tipleri çok tartışılır. Amerikan mutfak, 2+1, 3+1 konuları… Bu da aslında hangi müşteriye gideceğinizi, nasıl bir malzeme kullanacağınızı büyük ölçüde belirler.
CB: Kaan Bey’in de anlattığı gibi çok farklı bir müşteri portföyü söz konusu. Burada yaşayan, bir sebepten buradaki değişen şartlardan kaçan insanlar geri dönüyorlar ve bu sırada çok büyük olmayan daireler istiyorlar. Amerikan mutfak arıyorlar. Yarı fiyatını vererek dairenin yarısını almak istiyorlar, yetiyor çünkü.

Şu anki projenin çevresinde çalıştığımız diğer binalardan edindiğimiz tecrübe ile hareket ettik.

Kaan Namlıcı

KÖ: Biraz da ticari alandan bahsedelim.
KN: Projede 3.750 m² ticari alan planlandı. Bu metrekareyi tek başına kiralayacak marka Türkiye’de iki üç tane vardır, dünyada da sayılıdır. Markaların aradığı en temel özellik, alanın çok katlı olmasından ziyade zemine yayılmış olması. Bu projede ticari alanı da iki veya üç birim haline getirilebilir şekilde esnek tuttuk. Şimdi de dünya çapında bir marka ile görüşüyoruz. Firma, altındaki dört markayı da o alana koyacak şekilde bir konsept geliştiriyor. Gördüğünüz gibi projeyi oldukça esnek yaptık aslında. Bu proje 75 odalı bir otele de çevrilebilir şu anda.
CB: İster salon, ister yatak odası olsun, her odada bir tane yere kadar açılan, bir tane de vitrin penceresi var. Ama bu proje otele çevrilecek olursa buna cepheye ve iç tesisata başlamadan karar verilmesi lazım.


KÖ:
Aslında var olan yapıların fonksiyonunun nasıl dönüştürülebileceği de çok konuşuluyor şu sıralar. Sizin söyledikleriniz belki özellikle bu dönem için üretilmiş bir fikir olmasa da Türkiye’de konuşulması gereken bir konu.
CB: Gelişen ekonomik ve çevresel şartlar yapıları yeni bir değişikliğe zorlayacak. Çünkü bu devirde yapılan yapıların çoğu strüktür olarak sağlam. İşverenler mimardan şeklen bir yapı istiyorlar. Dışarıdan ilginç, iç mekan nitelikleri zayıf bir yapı ortaya çıkıyor. Bunu da mimari tasarıma toplam proje bütçesinde ayrılan payın düşük olmasına bağlıyorum. Olay Sydney’deki, Tokyo’daki, Singapur’daki binanın kopyasını yapmak değil.

KÖ: İç mekan kurgusunda sözünü ettiğiniz esneklik mühendislik tarafında bir ekstra maliyeti de beraberinde getiriyor. İnşaat firmalarının genelde tutumu maliyetten kaçınmak oluyor.
ERDOĞAN YILDIZ: Bu projenin yanındaki binanın inşaatını da biz yaptık. Bu bölgeyle ilgili bir gözlemim var: Neredeyse 45 yıldır inşaat mühendisiyim, bir yerde inşaat sürerken sokaktaki vatandaşın ilgi duyup baktığı ve gelip “Bu işi ne güzel yapıyorsunuz,” dediğine ilk defa şahit oldum.
Sizi tıraş eden berberin bile Berberler Odası’nın bir sınavından geçmesi gerekir. Ancak Türkiye’de insanların içinde yaşadığı, canını emanet ettiği yüksek yapıları yapmakla ilgili müteahhite yönelik bir ölçüm yok. Herkes bina yapabilir. Bir binada banyoda dişlerinizi fırçalarken bitişik banyodaki kişinin sesini duyarsınız, birinde ise duymazsınız; ancak iki bina da insanlar tarafından dışarıdan aynı görünür. Bu farkın takdir edilmesi gerekir, ancak bu ancak binanın içinde yaşanırken fark ediliyor.
Sadece bu da değil. Eğer deprem olursa insanlar bizim yaptığımız binaya kaçabilirler. Bu binanın bir deprem sırasında nasıl davranacağını biliyoruz. Beklenen İstanbul depremine karşın İstanbul’daki yapı stoğunun niteliğinin ne kadar yetersiz olduğunu biliyoruz. Kim bunu dikkate alarak yapı yapıyor? Alıcı bile buna dikkat etmiyor. Buna yönelik farkındalığın yaratılması gerekiyor.

KÖ: Bahsettiğiniz konuyla ilgili çok önemli bir faktör aslında marka. Yıldız İnşaat markasının nerede durduğunu siz tek bir bina üzerinden tarifliyorsunuz aslında.

İstanbul’daki yapı stoğu niteliğinin eksikliği görerek, bu konuda farkındalık yaratacak bir vizyonla işe giriştik.

Erdoğan Yıldız

EY: İstanbul’da kaçak yapılaşmanın yoğun olduğu bölgelerde bu binalar hala duruyor. Kentsel dönüşümün konuşulduğu bugünlerde farklı bir yaklaşım gerekiyor. 1999 Depremi’nden sonra getirilen yeni standartların ne kadar uygulandığı konusunda umutsuzum. Bunu karamsarlık yaratmak için söylemiyorum. Biz bu eksikliği görerek bu konuda farkındalık yaratacak bir vizyonla giriştik işe. Mutlu olduğum nokta bunu yaparken insanların bunu görmesi. Burada da aynısını yapacağız.
CB: Bu projede seçilen bütün mühendisler de İstanbul’daki önemli yapıların müellifleri. Hedeflerimizi uygulamamız bakımından da bu şekliyle ortaya çıkarabildiğimiz için mutluyum. Vizyonumuz da bunu geliştirmek.